INmagazine 42. Sayı INmagazine Sayı 42 | Page 17

Teknolojinin yükselişi insan unsurunun önemini azaltmış değil. Tam tersine, araştırma sonuçları insan kaynağı ve yetkinliğin uyum fonksiyonlarının başarısındaki belirleyici rolünü koruduğunu gösteriyor.
Katılımcıların en fazla zorlandığı alanların başında % 50 ile üçüncü taraf risk yönetimi geliyor. Kaynak ve yetkinlik eksikliği ile kurum içi iletişim ve farkındalık da önemli zorluk alanları arasında yer alıyor.
Benzer şekilde teknoloji kullanımının önündeki engeller arasında bütçe kısıtları, üst yönetim önceliklendirmesi ve entegrasyon sorunları ilk sıralarda bulunuyor. Bu tablo, uyum dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımlarıyla
Katılımcıların % 62’ si önümüzdeki 12-24 ay içinde uyum alanında teknoloji kullanımını artırmayı planlıyor.
değil; insan kaynağı, organizasyonel sahiplenme ve liderlik desteğiyle mümkün olduğunu gösteriyor.
Araştırmaya katılan profesyonellerin yorumlarında da insan muhakemesinin önemi sıkça vurgulanıyor. Teknoloji güçlü bir destek mekanizması sunuyor; ancak etik değerlendirme, risk yorumlama ve kritik karar alma süreçlerinde insan faktörünün yerini alması mümkün görünmüyor.
Sonuç: Uyumun Geleceği Teknolojide Değil, Teknoloji ile Yönetişim Arasındaki Dengede Araştırma sonuçları, etik ve uyum fonksiyonlarının yeni bir döneme girdiğini gösteriyor. Uyum artık yalnızca mevzuat takibi yapan veya ihlallere müdahale eden bir kontrol fonksiyonu değil. Yapay zekâdan yaptırımlara, sürdürülebilirlikten veri yönetişimine kadar uzanan geniş bir risk evreninde kurumların stratejik kararlarını etkileyen bir yönetişim fonksiyonu haline geliyor.
Ancak araştırmanın ortaya koyduğu en önemli gerçeklerden biri şu: Kurumların karşılaştığı temel sorun teknoloji eksikliği değil. Asıl mesele, teknolojiyi doğru veriyle, güçlü yönetişim mekanizmalarıyla ve yetkin insan kaynağıyla destekleyebilmek. Kurumlar teknoloji yatırımlarını artırmaya hazırlanırken, mevcut teknolojilerin beklenen değeri tam olarak üretememesi de bunu doğruluyor.
15
Önümüzdeki dönemde uyum ekiplerinin
gündeminde yapay zekâ yönetişimi
, üçüncü taraf riskleri, veri kullanımı
, yaptırımlar ve sürdürülebilirlik
daha fazla yer tutacak. Ancak bu başlıkların
ortak noktası teknoloji değil;
güven. Çalışanların güveni, müşterilerin
güveni, düzenleyici kurumların
güveni ve toplumun güveni.
Bu nedenle geleceğin başarılı uyum
programları en fazla teknolojiye sahip
olanlar değil; teknolojiyi güçlü bir
etik kültür, sağlam yönetişim yapıları
ve nitelikli insan kaynağıyla birleştirebilenler
olacak. Uyumun genişleyen
gündeminde kurumları farklılaştıracak
unsur da tam olarak bu dengeyi
kurabilme yeteneği olacak