INmagazine 41. Sayı INmagazine Sayı 41 | Seite 34

YAPAY ZEKA

İş Etiği ve Uyum Programları Perspektifinden Yapay Zekâ Sistemleri

Teknolojik gelişmelerin lokomotifi konumunda bulunan yapay zekâ ve yapay zekâ uygulamaları hayatlarımıza her gün biraz daha temas ediyor, yapay zekâ ve insan ilişkisi günden güne artıyor. Yapay zekânın günlük hayatlarımızdaki“ neredeyse” vazgeçilmez ve kaçınılmaz konumu, bu teknolojiyi besleyen verilerin hem miktar hem çeşitlilik bakımından olağanüstü bir hızla artması sayesinde daha da pekişiyor.
Ebru Arslan
32

Bu yoğun veri akışı bireyin özel hayatında görünmez bir konfor alanı yaratsa da, iş hayatında aynı rahatlığın tekrarlanması şirketler açısından ciddi sonuçlar doğurmaya gebe. Diğer yandan yapay zekâ artık şirketlerin yalnızca operasyonel süreçlerini değil, karar alma mekanizmalarını, iç kontrol yapılarını ve yönetişim pratiklerini de değiştiriyor. Kurumların artık yalnızca teknik kapasiteye değil, bu teknolojinin risklerini yönetecek sağlam bir yönetişim altyapısına da ihtiyacı var. Aksi halde“ verimlilik” adına başladığımız bu yolculuk, regülasyon ihlalleri, etik dışı karar mekanizmaları ve veri koruma skandallarıyla hızla tersine dönebilir.

I. Yapay Zekâlı Yeni Nesil Etik ve Uyum Mimarisi Şahsi hayatlarımıza kolaylık kisvesi ile giren fakat arka planda hepimiz için yeni bir düzen kuran yapay zekâ yarattığı bu karmaşık ekosistem ile iş dünyasını çok daha katmanlı üstelik hızla büyüyen bir risk haritası ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu risk haritasını kurumsal etik ve uyum yapılarını yalnızca zorlayan değil, onların işlevsel sınırlarını yeniden tanımlayan bir risk ekosistemi olarak tanımlamak mümkündür. Yapay zekâ sistemlerinin yalnızca çıktılarıyla değil, çalıştıkları altyapı, kullanılan veri setleri, algoritmik varsayımlar ve işletme içi etki zincirleriyle barındırdıkları risklerden yalnızca birinin gerçekleşmesi hukuki sorumluluk, etik ilke ihlali ve yönetişim zayıflığı gibi farklı alanlarda birbirini tetikleyen zincir reaksiyonlara dönüşebilmektedir.
Geleneksel iş etiği, çoğunlukla özne olarak insanı merkeze alarak niyet, kusur, ihmal ve bireysel sorumluluk üzerinden işlerken yapay zekâ sistemleri, kurumsal kararları veri akışları, model mimarisi ve güncellenen parametrelerle şekillendirdiğinden; etik değerlendirme,“ kim ne yaptı?” sorusunu aşarak“ sistem hangi koşullarda, hangi varsayımla, kimi nasıl etkileyerek sonuç üretiyor?” sorusuna evrilmektedir 1.
Bu dönüşümün ilk kırılma noktası etik sorumluluğun dağılımıdır. Yapay zekâ sistemlerinde sonuç, tek bir kişinin eylemi değil; veri sağlayıcıdan geliştiriciye, entegratörden iş birimine kadar birçok paydaşın toplam etkisiyle ortaya çıkar. Böyle bir yapıda kurumlar, etik yükümlülükleri çalışanların omzuna“ iyi niyetli kullanım” şeklinde yıkma eğilimine girebilir.
Bunun kurumsal etik açısından kritik bir risk doğurduğu, etik sorumluluğun“ kurumdan çalışana devredilmesi” şeklinde işleyen ve uyumun içini boşaltan bir patolojiye( etik sorumluluk devri / ethics devolution) yol açabileceği vurgulanmaktadır 2.
1 TADDEO, Mariarosaria / BLANCHARD, Alexander / THOMAS, Christopher, From AI Ethics Principles to Practices: A Teleological Methodology to Apply AI Ethics Principles in The Defence Domain, Philosophy & Technology, 37:42
2024, s. 3 C., Wong, J., and Kherroubi Garcia, I.( 2023). AI Fairness in Practice. The Alan Turing Institute., s. 10 ve 30 – 37.
2 TADDEO / BLANCHARD / THOMAS, s. 3.