SAYI: 1
veya 4 milyon 7 olduğu ortaya atılmıştır.). Bugün türümüzün dominant organizma olarak
dünyada varlığını sürdürmesini bu büyük Tarım Devrimi’ne borçluyuz.
Tarıma geçişe zorlayan motor güç, Buzul Çağı’nın sona ermesi ve buna bağlı olarak
kuraklığın ve çölleşmenin artmasıdır. İlk bakışta tarım ile çölleşme birbirine zıt gibi görünse
de yukarıda bahsedildiği gibi insanoğlunun tarıma geçmesi için zorlayıcı bir nedeni olmalıydı.
Kuraklık, kıtlık, av hayvanlarının azalması, bitki türlerinin gittikçe yok olmasıyla besin
kaynaklarının tükenmeye başlaması, mükemmel bir zorlayıcı neden oldu. Bu zorlu şartlar,
insan türünün ya yok olmasına neden olacaktı ya da yeni şartlara uyum sağlamasına neden
olacaktı ki ikinci seçenek onu hayatta tuttu.
Yerleşik yaşam biçimine geçmeden önce, insanlar yiyeceğin bol olduğu yerlerde dağınık
biçimde küçük gruplar halinde av hayvanlarının peşinde göçebe bir yaşam biçimi
sürdürmekteydi. Hayatta kalma dürtüsüyle hedefleri sadece beslenmek, üremek ve
düşmanlarına karşı korunmaktı ve sadece bunlar için mücadele ediyorlardı. Bu yaşam biçimi,
gelişmenin önündeki en büyük engeldi.
Av sahaları içinde bugün hepsi birer çöl olan Kuzey Afrika, Arap Yarımadası ve İç Asya gibi
bölgeler de vardı. Buzul Çağ’ında bu bölgeler av hayvanları ve beslenmeye elverişli bitkiler
bakımından zengin çayırlarla kaplıydı.
Buzul Çağı’nın sona ermesiyle birlikte bu bölgelerde artan kuraklık, bitki ve hayvan türlerinin
yavaş yavaş yok olmasına neden oldu. Bu yok oluş doğal olarak insanları da etkiledi. Belirli
bölgelerdeki su kaynakları çevresinde sınırlı olan yiyecek kaynaklarının ihtiyaca yetmemesi,
insanları avladıkları hayvanları evcilleştirip gütmeye ve topladıkları bitkileri yetiştirmeye
zorlamıştır. Bu süreç doğal olarak sadece birkaç denemeyle kısa sürede başarılı sonuçlar
vermemiştir. Pek çok bölgede insanlar açlıktan ölmüş ve nüfus yok olmuştur. Başarılı sonuç
alınan yerlerde kullanılan yöntemler kulaktan kulağa, kabileden kabileye yayılarak insanların
belirli yerlerde toplanmasına neden olmuştur.
Ünlü astrofizikçi ve çocukluğumuzun belgeselci bilim kurgu figürü Carl Sagan’ın "Neslin
tükenmesi bir kuraldır. Asıl istisna olan, uyum sağlamaktır." sözü aslında yok oluşun normal
olduğunu, asıl istisna olanın da hayatta kalmak olduğunu özetliyor.
İstatistiki analizler, yeryüzünde var olmuş bütün türlerin %99,9’unun yok olduğunu
öngörmektedir. Bir diğer deyişle, var olmuş bütün türlerin sadece en fazla %0,1'i hayattadır 8 .
Bu istisnalardan biri olan insan türü, değişen ekolojik ve coğrafi şartlara uyum sağlamış
mükemmel bir organizmadır. Uyum sağlamakla kalmamış sürekli geliştirdiği teknolojik
olanaklarla artık günümüzde doğayı kendine uyumlu hale getirir olmuştur. Kişisel görüşüm
bu niteliği, aynı zamanda varlığını da tehdit eder bir hal almaya namzet görünüyor.
Günümüzdeki medeniyet seviyesine ulaşılması, tarımla ve beraberinde yerleşik hayata geçişle
başlamıştır. Çünkü yerleşik hayat, avcı ve toplayıcı yaşam biçimi olan sadece karnını
doyurmak ve hayatta kalmak için mücadele etme yerine, “daha iyi yaşam şartlarına
kavuşmak için mücadele etme” gibi bir yaşam biçimine dönüşmesini sağlamıştır.
7
Colin McEvedy and Richard Jones, 1978, Atlas of World Population History, Facts on File, New York, ISBN 0-
7139-1031-3.
8
Türkoğlu, Pedram, https://evrimagaci.org/yok-olmak-ve-hayatta-kalmak-3863
geoCED
www.geoced.org
34
Coğrafya Eğitimi Derneği
www.tceder.org