geoCED geoCED Sayı 1 | Page 37

SAYI: 1 veya 4 milyon 7 olduğu ortaya atılmıştır.). Bugün türümüzün dominant organizma olarak dünyada varlığını sürdürmesini bu büyük Tarım Devrimi’ne borçluyuz. Tarıma geçişe zorlayan motor güç, Buzul Çağı’nın sona ermesi ve buna bağlı olarak kuraklığın ve çölleşmenin artmasıdır. İlk bakışta tarım ile çölleşme birbirine zıt gibi görünse de yukarıda bahsedildiği gibi insanoğlunun tarıma geçmesi için zorlayıcı bir nedeni olmalıydı. Kuraklık, kıtlık, av hayvanlarının azalması, bitki türlerinin gittikçe yok olmasıyla besin kaynaklarının tükenmeye başlaması, mükemmel bir zorlayıcı neden oldu. Bu zorlu şartlar, insan türünün ya yok olmasına neden olacaktı ya da yeni şartlara uyum sağlamasına neden olacaktı ki ikinci seçenek onu hayatta tuttu. Yerleşik yaşam biçimine geçmeden önce, insanlar yiyeceğin bol olduğu yerlerde dağınık biçimde küçük gruplar halinde av hayvanlarının peşinde göçebe bir yaşam biçimi sürdürmekteydi. Hayatta kalma dürtüsüyle hedefleri sadece beslenmek, üremek ve düşmanlarına karşı korunmaktı ve sadece bunlar için mücadele ediyorlardı. Bu yaşam biçimi, gelişmenin önündeki en büyük engeldi. Av sahaları içinde bugün hepsi birer çöl olan Kuzey Afrika, Arap Yarımadası ve İç Asya gibi bölgeler de vardı. Buzul Çağ’ında bu bölgeler av hayvanları ve beslenmeye elverişli bitkiler bakımından zengin çayırlarla kaplıydı. Buzul Çağı’nın sona ermesiyle birlikte bu bölgelerde artan kuraklık, bitki ve hayvan türlerinin yavaş yavaş yok olmasına neden oldu. Bu yok oluş doğal olarak insanları da etkiledi. Belirli bölgelerdeki su kaynakları çevresinde sınırlı olan yiyecek kaynaklarının ihtiyaca yetmemesi, insanları avladıkları hayvanları evcilleştirip gütmeye ve topladıkları bitkileri yetiştirmeye zorlamıştır. Bu süreç doğal olarak sadece birkaç denemeyle kısa sürede başarılı sonuçlar vermemiştir. Pek çok bölgede insanlar açlıktan ölmüş ve nüfus yok olmuştur. Başarılı sonuç alınan yerlerde kullanılan yöntemler kulaktan kulağa, kabileden kabileye yayılarak insanların belirli yerlerde toplanmasına neden olmuştur. Ünlü astrofizikçi ve çocukluğumuzun belgeselci bilim kurgu figürü Carl Sagan’ın "Neslin tükenmesi bir kuraldır. Asıl istisna olan, uyum sağlamaktır." sözü aslında yok oluşun normal olduğunu, asıl istisna olanın da hayatta kalmak olduğunu özetliyor. İstatistiki analizler, yeryüzünde var olmuş bütün türlerin %99,9’unun yok olduğunu öngörmektedir. Bir diğer deyişle, var olmuş bütün türlerin sadece en fazla %0,1'i hayattadır 8 . Bu istisnalardan biri olan insan türü, değişen ekolojik ve coğrafi şartlara uyum sağlamış mükemmel bir organizmadır. Uyum sağlamakla kalmamış sürekli geliştirdiği teknolojik olanaklarla artık günümüzde doğayı kendine uyumlu hale getirir olmuştur. Kişisel görüşüm bu niteliği, aynı zamanda varlığını da tehdit eder bir hal almaya namzet görünüyor. Günümüzdeki medeniyet seviyesine ulaşılması, tarımla ve beraberinde yerleşik hayata geçişle başlamıştır. Çünkü yerleşik hayat, avcı ve toplayıcı yaşam biçimi olan sadece karnını doyurmak ve hayatta kalmak için mücadele etme yerine, “daha iyi yaşam şartlarına kavuşmak için mücadele etme” gibi bir yaşam biçimine dönüşmesini sağlamıştır. 7 Colin McEvedy and Richard Jones, 1978, Atlas of World Population History, Facts on File, New York, ISBN 0- 7139-1031-3. 8 Türkoğlu, Pedram, https://evrimagaci.org/yok-olmak-ve-hayatta-kalmak-3863 geoCED www.geoced.org 34 Coğrafya Eğitimi Derneği www.tceder.org