e-Dergi 7/G 7/G'nin Aynası | Page 81

GELECEKTE BİR GÜN Erkenden uyandım, güneş bile doğmadan önce. Bugün epey yoğun geçecek, o yüzden hiç oyalanmadan kolumdaki damar yoluna, vücudumun biyolojik kısımlarının ihtiyacı olan protein-karbonhidrat-yağ besinlerini içeren sıvıyı enjekte ettim. Hafıza ve algımı yükselten işlemcileri beyin sapındaki beyin-makine arayüzüne yerleştirdim, çünkü bugün kendi nöronlarımdan daha fazlası gerekecek. Gene soğuktan dolayı uyuyamadım, 3 gündür çürük meyveden başka bir şey yiyemedim zaten. Sırtlan ve akbabaların nehir boyunca ilerlediğini görmüştüm; demek ki o civarlarda hayvan leşleri olmalı, bugün gitmeyi deneyeceğim. Büyük şehrin banliyösündeki evimden, şehir merkezine gitmem Hava-ray ile yalnızca 15 dakika sürdü, şahsi taşıtların yasaklanması ne kadar da güzel bir kararmış! Hem CO2 seviyelerini düşürerek atmosfer ve iklimimizi kurtardık hem de şehirlerimiz hiç olmadığı kadar ferah ve temiz. Büyük bir enerjiyle son durakta iniyor ve Uzay Ajansı’nın halkla ilişkiler ofisine doğru ilerliyorum. Bugün epey keyifli bir gün olacak. Nihayet Mars ve Ay; turizme açıldı. Artık sanatçı ve sporcular da hiçbir proje ya da göreve dâhil olmaksızın gezegen turlarına katılabilecek. Bugün onlara sunum yapacağım, alışkın olduğum akademik çevrelerin dışından gelen soruları hep yaratıcı ve sürprizli bulmuşumdur, o yüzden biraz da stresliyim. Sol omzumdaki kontrol panelini açtım, kanımdaki stres hormonlarını sınırladım, zihinsel gücümü ortalama ihtiyacın %20 üzerine yükselttim. Kahverengi tonlarındaki nehir boyunca ilerliyorum. Ağır kokuya rağmen kenarlarında nasıl canlı yaşayabiliyor merak ediyorum. Bugünkü gibi açlık çektiğim zamanlarda, kabilemden ayrıldığıma pişman oluyorum bazen. Ama her gece soyulma ve öldürülme korkusuyla bıçağım elimde uyumaktan bıktım. Bu devirde yalnız takılmak gene de en iyisi. Yürümeye devam ediyorum, nihayet su kıyısında geyik ölülerini gördüm. Karınlarına ok saplanmış, birçok ok ucu da yerlerde. Kabilemdeki yaşlıları hatırladım, metal uçlu oklarla avlanan hayvanları yemezlerdi. Bu metale eski uygarlık zamanlarında uranyum denildiğini, metalin radyasyon yaydığını, bu sebeple insan dahil bütün canlılara zarar verdiğini söylerlerdi. Radyasyon ne demek acaba, bugüne kadar bir zararını görmedim. İştahla etleri kesmeye koyuldum.