Dokun Dergisi | Page 31

DOKUN GENÇ DOKUN DEVRİLSİN Mücahit Kalemdar S en kıvılcım olacaksın, alevler yarın gelecek! Dünyanın bir yüzü aydınlıktır, diğer yüzü karanlık. Neden bir yüzü aydınlıkken diğer yüzü karanlıktır? Karanlık neden vardır? Neden aydınlık her yerde değildir? Elbette bu soruların cevabı basittir. Güneş dünyanın bir yüzüne vururken diğer yüzüne gözükmemektedir. Bu yüzden dünyanın bir yüzü aydınlıkken diğer yüzü karanlıktır. İçinde bulunduğumuz oda eğer karanlıksa odada bir şeyler eksiktir. Odanın aydınlanmasını istiyorsak bir lambanın yanması gerekiyordur. Bu haldeyken oturduğumuz yerde “Oda çok karanlık” veya “Işıkları yakın, korkuyorum!” diye bağırmanın hiçbir anlamı yoktur. Birilerinin kalkıp küçük bir düğmeye basarak odayı aydınlatacak lambayı yakması gerekiyor. Böylece lamba yansın ve aydınlığıyla karanlıklar gitsin. Türkiye’de kış şartları kimi yerlerde zorlayıcı geçsede daha zor şartlarda geçen kışlar vardır, biliriz. Neden soğuktur hava? Soğuk olmak zorunda mı? Değil elbette. Isınmak isteriz ve bunun için sobamızı yakarız. Sobanın içinde yanacak malzemeleri doldurduğumuz kovayı sobaya yerleştirir ve elimize bir kibrit alırız. Kovada kocaman kütükler, altında kömür, belki birkaç parça odun, sonra bunlardan daha küçük bir çıra parçası ve hepsinden küçücük bir kibrit tanesi vardır. Koca bir sobayı yakmak için; kovadaki mal- zemeyi tutuşturmak için küçücük bir kibriti alevlendirir, bir çırayı tutuşturur ve sonra odun parçalarını, kütükleri ve kömürü yakarız. Böylece soba yanmaya başlar ve oda ısınır. Belki tüm dünyayı ısıtamayız bu küçük sobayla ama biliriz ki her evde yanacak bir soba, herkesi ısıtacaktır. Ne kör ile gören bir olur. Ne karanlıklar ile aydınlık. Ne de gölge ile sıcaklık. Ölüler ile diriler de bir olmaz… Fâtır suresinde Allah Teâlâ bizlere böyle buyuruyor. Kör şüphesiz ki göremez. Görenle bir olamaz. Karanlık ile aydınlıkta bir olamaz. Gölge ile sıcaklıkta böyle. Ölüler dirilerle bir tutulamaz. Hakikate Kör Kalmak Bizim maddî örneklerden anlamamız gereken bir şey var ortada. İzah edelim. Kör, dünya gözüyle etrafı göremeyen kimsedir. Ama asıl kör, hakikat apaçık ortada iken onu görmeyen, görmemezlikten gelendir. Yani bir kimseye dosdoğru yolu göstereceksiniz ama o görmeyecek, bakmayacak, yüz çevirecektir. İşte asıl kör odur. Ve görenle, yani hakikati görüp kabul edenle asla bir olamaz. Karanlık ise aklın hakikatten mahrum kalmasıyla başlar. Bilgi, ahlak, düzen hakikatten uzaklaşarak bozulmaya başlar. Ve bu karanlık, gecenin siyahından daha karadır. Gölge ile sıcaklıkta böyledir. Ve ölüler. İnsan, Allah için yaşamadığı sürece, O’nun için çalışmadığı, ibadet etmediği sürece sadece yürüyebilen bir et torbasıdır. İnsanı anlamlı kılan, Allah’a teslim olmasıdır. Allah’a teslim olan bir kimse, O’nu yaratıcısı olarak kabul eder ve yaşamasını O’na adar. Diridir, kuldur. Bundan gayrısı ölüden de beterdir. Bir Kıvılcım Çak! Kimse karanlıkta kalmak istemez. Kimse gölgede üşümekte ist