DOKUN
GENÇ
DOKUN
DEVRİLSİN
Mücahit Kalemdar
S
en kıvılcım olacaksın,
alevler yarın gelecek!
Dünyanın bir yüzü aydınlıktır,
diğer yüzü karanlık. Neden bir
yüzü aydınlıkken diğer yüzü karanlıktır? Karanlık neden vardır?
Neden aydınlık her yerde değildir? Elbette bu soruların cevabı
basittir. Güneş dünyanın bir yüzüne vururken diğer yüzüne gözükmemektedir. Bu yüzden dünyanın
bir yüzü aydınlıkken diğer yüzü
karanlıktır.
İçinde bulunduğumuz oda
eğer karanlıksa odada bir şeyler
eksiktir. Odanın aydınlanmasını
istiyorsak bir lambanın yanması
gerekiyordur. Bu haldeyken oturduğumuz yerde “Oda çok karanlık” veya “Işıkları yakın, korkuyorum!” diye bağırmanın hiçbir
anlamı yoktur. Birilerinin kalkıp
küçük bir düğmeye basarak odayı
aydınlatacak lambayı yakması gerekiyor. Böylece lamba yansın ve
aydınlığıyla karanlıklar gitsin.
Türkiye’de kış şartları kimi yerlerde zorlayıcı geçsede daha zor
şartlarda geçen kışlar vardır, biliriz. Neden soğuktur hava? Soğuk
olmak zorunda mı? Değil elbette.
Isınmak isteriz ve bunun için sobamızı yakarız. Sobanın içinde
yanacak malzemeleri doldurduğumuz kovayı sobaya yerleştirir
ve elimize bir kibrit alırız. Kovada
kocaman kütükler, altında kömür,
belki birkaç parça odun, sonra
bunlardan daha küçük bir çıra
parçası ve hepsinden küçücük bir
kibrit tanesi vardır. Koca bir sobayı yakmak için; kovadaki mal-
zemeyi tutuşturmak için küçücük
bir kibriti alevlendirir, bir çırayı
tutuşturur ve sonra odun parçalarını, kütükleri ve kömürü yakarız.
Böylece soba yanmaya başlar ve
oda ısınır. Belki tüm dünyayı ısıtamayız bu küçük sobayla ama biliriz ki her evde yanacak bir soba,
herkesi ısıtacaktır.
Ne kör ile gören bir olur. Ne
karanlıklar ile aydınlık. Ne de
gölge ile sıcaklık. Ölüler ile diriler de bir olmaz…
Fâtır suresinde Allah Teâlâ
bizlere böyle buyuruyor. Kör
şüphesiz ki göremez. Görenle bir
olamaz. Karanlık ile aydınlıkta bir
olamaz. Gölge ile sıcaklıkta böyle.
Ölüler dirilerle bir tutulamaz.
Hakikate Kör Kalmak
Bizim maddî örneklerden anlamamız gereken bir şey var ortada.
İzah edelim. Kör, dünya gözüyle
etrafı göremeyen kimsedir. Ama
asıl kör, hakikat apaçık ortada
iken onu görmeyen, görmemezlikten gelendir. Yani bir kimseye
dosdoğru yolu göstereceksiniz
ama o görmeyecek, bakmayacak,
yüz çevirecektir. İşte asıl kör odur.
Ve görenle, yani hakikati görüp
kabul edenle asla bir olamaz.
Karanlık ise aklın hakikatten
mahrum kalmasıyla başlar. Bilgi,
ahlak, düzen hakikatten uzaklaşarak bozulmaya başlar. Ve bu karanlık, gecenin siyahından daha
karadır. Gölge ile sıcaklıkta böyledir.
Ve ölüler. İnsan, Allah için yaşamadığı sürece, O’nun için çalışmadığı, ibadet etmediği sürece sadece yürüyebilen bir et torbasıdır.
İnsanı anlamlı kılan, Allah’a teslim
olmasıdır. Allah’a teslim olan bir
kimse, O’nu yaratıcısı olarak kabul eder ve yaşamasını O’na adar.
Diridir, kuldur. Bundan gayrısı
ölüden de beterdir.
Bir Kıvılcım Çak!
Kimse karanlıkta kalmak istemez. Kimse gölgede üşümekte
ist