Dokun Dergisi | страница 13

DOKUN Kur’an’dan Nasıl Şahsiyet Kazanacağız? Müslüman’ın Kur’an’dan şahsiyet kazanabilmesi için 4A formulü: I. Aşkınlık. Müslüman’ın kazanması gereken ilk özellik “aşkınlık” olmalıdır. Aşkınlık, görünene takılı kalmama anlamına gelir. Her an öbür âlemi/ahireti düşünmek, kendini sadece dünyayla sınırlamamak, var olanın ötesine uzanabilmek, sonsuz nimetlere kilitlenmek, dünyanın geçici zevkleriyle hayatını doldurmamak ve dondurmamaktır, aşkınlık. Eğer Müslümanlar aşkınlıklarını kaybederlerse (ahireti unutup dünyaya kilitlenirlerse) onlarda ne izzet kalır, ne şeref kalır, ne de haysiyet kalır. II. Arınmışlık. Güçlü ve güzel şahsiyetler olmak istiyorsak, kendimizi Kur’an ve Sünnet çerçevesinde arındırmamız lazım. Zira İslam temizdir, kendisini tem- sil edecek temiz şahsiyetler ister. Arınmadan, aklanmadan, temizlenmeden olmaz! III. Adanmışlık. Hangi dava olursa olsun -ister hak ister batıladanmışı varsa Allah o davanın önünü açar. Sünnetullah budur. Şu mübarek ayeti göğsümüzde bir muska gibi taşımalıyız: “Deki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am, 162) Velhasıl ya Allah’a adanırsınız ya da harcanırsınız. Zira harcananlar, Allah’a adanmayanlardır. IV. Aidiyet. “Mü’min kendisini neye ait hissediyor, neye bağlı hissediyor, ne adına yaşıyor, kendini tarif ederken nasıl tarif ediyor?” sorularının cevabıdır aidiyet. Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar modernizm, liberalizm, sekülarizm vs. gibi kavramlardan nasibini (!) fazlasıyla almış durumda. Mesela liberalizmle birlikte herkes kendini dünyanın merkezinde görmeye başladı ve böyle bir Müslümanlık algısı da yaygınlaştı. Fakat unutulan bir gerçek var: Biz kendimiz için değiliz, Allah’a aidiz. (Bakara, 156) Bu manada, aidiyetin ilk aşaması Allah için olmaktır. Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Dünyada bir garip yolcu gibi ol!” diyordu. İşte bu formüller, Kur’an’dan şahsiyet kazanabilmemiz için bir girizgâh olabilir. Bunları hayatımıza yerleştirebilirsek, uygulamaya geçirebilirsek Kur’an bizi inşa etmeye başlar. Bu sayede her ayetten şahsiyet kazanmaya başlarız biiznillah. (Kavramlar için bkz: Ramazan Kayan, Nesillerin Islahı İçin) Müslüman’ın Rengi Bellidir! “Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir?” (Bakara, 138) Allah’ın boyası, boyaların hasıdır. Fıtrat boyası, doğal boya; göğün, gülün, güneşin, zambağın boyası gibi… Esasında onlarda Allah’ın boyasıyla boyanmışlardır. Allah’ın boyası dışındaki boyalar, sentetik boyadır. Sentetik boya, batılın boyasıdır. Allah’ın boyası ise fıtrat boyasıdır. Peygamberler, insanları -Allah’ın boyasıyla- boyamak için gelmezler. İnsanlara batılın ve beşerin çaldığı boyaları kazımak için gelirler. Zira batıl, insanlara kendi boyasını vurmak için, kendi ideolojisine adam kazandırmak için on yıl, yirmi yıl belki otuz yıl uğraşır. Ama bir bakarsınız ki onların yirmi yılda çaldığı boya, on dakikada sökülüvermiş. Çünkü insanların üzerine vurulan boyayı kazıdığınızda, altından Allah’ın boyası çıkar. İşte onun için renk verenlerin en güzelidir Allah’ın boyası. Gün; Müslümanların üzerlerine yabancı ideolojiler tarafından vurulmuş olan suni boyaları kazıyıp Allah’ın boyasını ortaya çıkarma, yeryüzünü ve insanlığı Kur’an’ın nuruyla aydınlatma günüdür. Vesselam. “Şahsiyetini Kur’an’dan almış bir mü’min, bakarken Kur’an gözlüğüyle bakar. Dinlerken Kur’an’a uygun ölçülerce dinler. Cevap verirken Kur’an’ı dikkate alarak verir. Evine, iş yerine, düğününe-nişanına, yemesine-içmesine, beşeri münasebetlerine, özetle hayatının her zerresine Kur’an’ı dâhil eder. Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, nefretini, öfkesini, ahlakını yani bütünüyle iç ve dış âlemini Kur’an’a arz eder. Böylelikle onun yaşadığı hayatın sağlamasını Kur’an yapmış olur.” 13