DOKUN
Kur’an’dan Nasıl Şahsiyet
Kazanacağız?
Müslüman’ın Kur’an’dan şahsiyet kazanabilmesi için 4A formulü:
I. Aşkınlık. Müslüman’ın kazanması gereken ilk özellik “aşkınlık” olmalıdır. Aşkınlık, görünene
takılı kalmama anlamına gelir.
Her an öbür âlemi/ahireti düşünmek, kendini sadece dünyayla
sınırlamamak, var olanın ötesine
uzanabilmek, sonsuz nimetlere
kilitlenmek, dünyanın geçici zevkleriyle hayatını doldurmamak ve
dondurmamaktır, aşkınlık. Eğer
Müslümanlar aşkınlıklarını kaybederlerse (ahireti unutup dünyaya
kilitlenirlerse) onlarda ne izzet kalır, ne şeref kalır, ne de haysiyet
kalır.
II. Arınmışlık. Güçlü ve güzel şahsiyetler olmak istiyorsak,
kendimizi Kur’an ve Sünnet çerçevesinde arındırmamız lazım.
Zira İslam temizdir, kendisini tem-
sil edecek temiz şahsiyetler ister.
Arınmadan, aklanmadan, temizlenmeden olmaz!
III. Adanmışlık. Hangi dava
olursa olsun -ister hak ister batıladanmışı varsa Allah o davanın
önünü açar. Sünnetullah budur.
Şu mübarek ayeti göğsümüzde
bir muska gibi taşımalıyız: “Deki:
Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi
Allah içindir.” (En’am, 162) Velhasıl ya Allah’a adanırsınız ya da
harcanırsınız. Zira harcananlar,
Allah’a adanmayanlardır.
IV. Aidiyet. “Mü’min kendisini neye ait hissediyor, neye
bağlı hissediyor, ne adına yaşıyor, kendini tarif ederken nasıl
tarif ediyor?” sorularının cevabıdır
aidiyet. Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar modernizm,
liberalizm, sekülarizm vs. gibi kavramlardan nasibini (!) fazlasıyla almış durumda. Mesela liberalizmle
birlikte herkes kendini dünyanın
merkezinde görmeye başladı ve
böyle bir Müslümanlık algısı da
yaygınlaştı. Fakat unutulan bir
gerçek var: Biz kendimiz için değiliz, Allah’a aidiz. (Bakara, 156) Bu
manada, aidiyetin ilk aşaması Allah için olmaktır. Onun için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem,
“Dünyada bir garip yolcu gibi ol!”
diyordu.
İşte bu formüller, Kur’an’dan
şahsiyet kazanabilmemiz için bir
girizgâh olabilir. Bunları hayatımıza yerleştirebilirsek, uygulamaya
geçirebilirsek Kur’an bizi inşa etmeye başlar. Bu sayede her ayetten şahsiyet kazanmaya başlarız
biiznillah. (Kavramlar için bkz:
Ramazan Kayan, Nesillerin Islahı
İçin)
Müslüman’ın Rengi Bellidir!
“Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden
daha güzel olan kimdir?” (Bakara, 138) Allah’ın boyası, boyaların
hasıdır. Fıtrat boyası, doğal boya;
göğün, gülün, güneşin, zambağın
boyası gibi… Esasında onlarda
Allah’ın boyasıyla boyanmışlardır.
Allah’ın boyası dışındaki boyalar,
sentetik boyadır. Sentetik boya,
batılın boyasıdır. Allah’ın boyası
ise fıtrat boyasıdır. Peygamberler,
insanları -Allah’ın boyasıyla- boyamak için gelmezler. İnsanlara
batılın ve beşerin çaldığı boyaları kazımak için gelirler. Zira batıl,
insanlara kendi boyasını vurmak
için, kendi ideolojisine adam kazandırmak için on yıl, yirmi yıl belki otuz yıl uğraşır. Ama bir bakarsınız ki onların yirmi yılda çaldığı
boya, on dakikada sökülüvermiş.
Çünkü insanların üzerine vurulan
boyayı kazıdığınızda, altından Allah’ın boyası çıkar. İşte onun için
renk verenlerin en güzelidir Allah’ın boyası.
Gün; Müslümanların üzerlerine
yabancı ideolojiler tarafından vurulmuş olan suni boyaları kazıyıp
Allah’ın boyasını ortaya çıkarma,
yeryüzünü ve insanlığı Kur’an’ın
nuruyla aydınlatma günüdür.
Vesselam.
“Şahsiyetini Kur’an’dan almış
bir mü’min, bakarken Kur’an
gözlüğüyle bakar. Dinlerken
Kur’an’a uygun ölçülerce dinler. Cevap verirken Kur’an’ı
dikkate alarak verir. Evine, iş
yerine, düğününe-nişanına,
yemesine-içmesine,
beşeri
münasebetlerine, özetle hayatının her zerresine Kur’an’ı
dâhil eder. Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, nefretini, öfkesini, ahlakını yani
bütünüyle iç ve dış âlemini
Kur’an’a arz eder. Böylelikle
onun yaşadığı hayatın sağlamasını Kur’an yapmış olur.”
13