Üstâd Necip Fazıl ile Röportaj
Âmine Büşra Çiftçi
Her şeyi o türlü kaybettim ki, Allah'ı kazandım.
-Pek tabii bunda, bana;
“Ben ki, denizdim,
Dağbaşı bendim.
Şimdi sen oldun,
Âleme pendim.
Benim efendim!” mısralarını yazdıran, Abdulhâkim Arvâsî Hz. ile
tanışmamında rolü büyük.
Müthiş bir tasvir üstâdım. Bizler her kaybedişimizde yeniden ona
rastlamasak nasıl çıkardık aydınlığa değil mi?.. Size duyduğumuz
muhabbetten, sevgiden ve -özlemden- şereflendiğimiz gibi, sizinde
hayranı olduğunuz şairler yahut kişiler var mı?
Eski edebiyatın şu an mümesilleri ortadadır. Fuzûli, Bâki, Şeyh Gâlip
...hayranım denilebilir. Ama hayranlıkta meri irade kaybı da vardır. O
kadar beni bağlamışsa bilmem. Büyük mikyasta (ölçü) hayran olduğum
Shakespeare’i severim, onun yaralı bir kafası vardır.
Tıpkı benim gibi değil mi?
Gülüyoruz.
Peki, şair arkadaşlarınız yahut sizin tesiriniz altında yetişen şairlerimiz
arasında başarılı bulduğunuz isimler kimlerdir?
Kutsi ve Ahmet Hamdi Tanpınar bizim neslimiz demektir ve bu
hececilerden sonra gelen nesildir. Hececiler benim için Ziya Gökalp’in ilk
devşirmeleridir. Entelektüel olarak fikri açıdan Hamdi epey ileridedir.
Kutsi’nin ise kelimelerin gizli ahengini sezen mistiği var.