Dilhâne Şubat 2019 şubat2019 | Página 87

Üstâd Necip Fazıl ile Röportaj Âmine Büşra Çiftçi Her şeyi o türlü kaybettim ki, Allah'ı kazandım. -Pek tabii bunda, bana; “Ben ki, denizdim, Dağbaşı bendim. Şimdi sen oldun, Âleme pendim. Benim efendim!” mısralarını yazdıran, Abdulhâkim Arvâsî Hz. ile tanışmamında rolü büyük. Müthiş bir tasvir üstâdım. Bizler her kaybedişimizde yeniden ona rastlamasak nasıl çıkardık aydınlığa değil mi?.. Size duyduğumuz muhabbetten, sevgiden ve -özlemden- şereflendiğimiz gibi, sizinde hayranı olduğunuz şairler yahut kişiler var mı? Eski edebiyatın şu an mümesilleri ortadadır. Fuzûli, Bâki, Şeyh Gâlip ...hayranım denilebilir. Ama hayranlıkta meri irade kaybı da vardır. O kadar beni bağlamışsa bilmem. Büyük mikyasta (ölçü) hayran olduğum Shakespeare’i severim, onun yaralı bir kafası vardır. Tıpkı benim gibi değil mi? Gülüyoruz. Peki, şair arkadaşlarınız yahut sizin tesiriniz altında yetişen şairlerimiz arasında başarılı bulduğunuz isimler kimlerdir? Kutsi ve Ahmet Hamdi Tanpınar bizim neslimiz demektir ve bu hececilerden sonra gelen nesildir. Hececiler benim için Ziya Gökalp’in ilk devşirmeleridir. Entelektüel olarak fikri açıdan Hamdi epey ileridedir. Kutsi’nin ise kelimelerin gizli ahengini sezen mistiği var.