Üstâd Necip Fazıl ile Röportaj
Âmine Büşra Çiftçi
Ama lâkapsız.... Heveskâr şiirleri yazıyor. Bir gün Yakup Kadri'yi görmek
için, İkdam gazetesine gittim. Odasının kapısına vurdum. Gür ve tok bir
ses «giriniz» dedi. Girdim ve elimdeki defteri masasına bırakarak: -Ben,
dedim; Felsefe talebesiyim. Şiir yazıyorum. Takdir ettiğim ender
kalemlerden biri olduğunuz için şiirlerimi size getirdim. Beğenecek
olursanız neşirlerine lütfen delâlet edersiniz. Ve tek kelime beklemeden
ve eklemeden çıkıp gittim. Bir iki hafta geçti, geçmedi; kafamda bir
bomba!!! 17 yaşındaki çocuğun şiirleri en genci 35 - 40 yaşındaki
üstadların yazıları arasında yayınlanmaya başlamaz mı?.. Mecmuaya
bakan, Fevzi Lûtfi Karaosmanoğlu... Mecmuanın etrafında Yakup Kadri,
Ahmet Hâşim, Yahya Kemâl, Halide Edip, Refik Halit, Ahmet Refik,
Köprülüzâde Fuat ve benzerleri... «Yeni Mecmua»nın bu Ziya Gökalp'ten
sonraki devresinde, fikir yazılarını, daha ziyade Darülfünun hocaları
yazıyor ve ilk hamlede oraya kabul edilmek bir muvaffakiyet sanılıyor.
Güya tasavvufî bir hava tütüyor ilk şiirlerimden. Çilesini çekmeye henüz
12-13 yıl uzak olduğum dâvanın, bütün inceliklere uzak bir
heveskârıyım.
“O'nu tanıdıktan sonra” diye bir ayrım var hayatınızda. Peki o'nu
tanımadan önce, o yolun çıkmaz sokak olduğunu nasıl anladınız?
Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz
uçurtma uçurmuşum...
-Muhterem, derin bir nefes alıp, yakıyor yeniden sigarasını-
Maddenin mahpus olduğu kaba bir dört köşe içinde, bir takım eşya ve
hâdiseleri düzenleyip, Allah'a var diyenlerle, yine bir takım eşya ve
hâdiseleri düzenleyip Allah'a yok diyenlere nispet, ruhumda beşeri
kanunların tezgâhı o türlü devrildi ki, bu devrilişin altından yalnız,
mutlak hakikat doğrulabilirdi.