Vereyim de, iki üç günceğiz olsun rızık bakımından hoş bir hale gelsin. O benim
gönlümden geçeni düşünceyi anladı. Çünkü onun mana kulağı Hakk nuru ile nurlanmıştı.
Şişe içindeki bir çerağ gibi, her düşüncenin sırrı onun gözü önünde idi. Hiç bir gönül
ondan gizli olmadığı için içten geçenler, ondan saklanamıyordu. O sanki gönüllerde
sırların emiri olmuştu. O şaşılacak her düşüncemin cevabını dudak altından vermeye
başladı. O diyordu ki: "Manevi padişahlar hakkında böyle mi düşünürsün? Onlar sana
zevk vermeseler, sen zevki nasıl bulursun?" Ben onun sözünü iyice anlayamadım. Ama
azarlayışı gönlüme dokundu, içime yerleşti. Derken arslan gibi bie heybetle yanıma geldi.
Sırtındaki odun yükünü yere koydu. Onun odunları yere koymasındaki halin heybeti ile,
benim
yedi
uzvum
titremeye
başladı…
"Ya Rabbi!" dedi, "Eğer senin duası makbul ve izleri mubarek has kulların varsa onların
hakkı için, onların yüzü suyu hürmetine, lütfunun kimyası bir iş etsin de, şu anda dilerim,
bu odun dengi altın olsun." Bunu der demez, gördüm ki odunlar altın oldu. Bulundukları
yerde ateş gibi hoş bir şekilde parıl parıl parlıyorlar. Ben bu hali görünce kendimden
geçtim. Uzun zaman o halde kalmışım, kendime gelince, o şaşkınlığım geçince o zat dedi
ki: "Allahım'ım, o has kulların çok kıskançtırlar, şöhretten, tanınmaktan kaçınırlar. Ya
Rabbi, sen hemen bu altınları yine odun haline getir. Eskisi gibi onları yine odun yap."
Ondan sonra odun yükünü yüklenip yanımdan ayrıldı. Acele acele şehre doğru gitti. O
mana padişahının arkasından gitmek; zorda kaldığım, anlayamadığım bazı konuları sorup
cevap almak istedim. Onun heybeti beni adeta bağladı. Donup kaldım; çünkü Allah'ın has
kulları huzuruna varmak için herkese yol yoktur. Eğer birisi, can ve baş vererek yol
bulursa, bu onların merhametindendir. Onların çekişindendir. Gerçek bir erin, bir Hakk
aşıkının sohbetine yol buldu isen, sen bu başarıyı Allah'ın bir yardımı, bir ganimeti bil.
Padişah'ın yakınlığına erdiği halde, hiçten bir sebeple, yakınlık mertebesi ile birlikte
yolunu
kaybeden
ahmağa
dönme...
Haydi ey manevi devlet ve mutluluk isteyen Hakk aşığı! Nefsine uyup veliyi terk etme.
Zaman kaybetme, çabuk ol, bu an feyz zamanı, hakikat kapısının açılacağı zamandır.
60