Dilhâne Mart 2019 mart2019 | Page 50

Belki bir saray çıkıntısı, belki çaresiz bir yoksul, belki de defineye malik viranelerdendi kim bilir? 16. yüzyılın büyük âlimlerinden aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi olan Yahyâ Efendi 1495 yılında Trabzon’da dünyaya gelmiş. 30 yaşlarında İstanbul’a gelerek ilimde derinleşmiş. Bir müddet müderrislik yapmış. Bir divançe oluşturacak kadar şairliği de varmış. Padişaha yakınlığı nedeniyle halkla saray arasında bir köprü vazifesi de üstlenmiş olan Yahyâ Efendi yazdığı bir mektup üzerine Kanuni’nin hışmına uğrayarak medresedeki görevinden azledilmiş. Eskilerin tabiriyle çift kanatlı manasına “Zülcenaheyn“ yani hem ilim hem irfan ehli bir zat olan Yahyâ Efendi hazretleri bundan sonra, o vakitler yıldız tepesinden boğaza kadar uzanmakta olan bu araziyi alarak hizmetini bu dergâhta sürdürmüş. Dergâh’ın yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber çeşme üzerindeki kitabeye istinaden 1538 tarihli olması muhtemeldir. İstanbul boğazının manevi koruyucularından biri kabul edilen Yahyâ Efendi üveysi meşrep olup denizcilerinde piri sayılırmış. Osmanlı donanması sefere gideceği zaman dergahın karşısından Yahyâ efendiyi selamlayıp öyle çıkarmış. Kendisinden sonra gelen zevat Nakşi yolunu tutmuş. Yahyâ Efendi’nin vefatından sonra II.Selim mimar Sinan’a bir türbe yaptırmış. Dergâh zaman zaman yaptırılan tamir ve eklemelerle genişlemiş. Son olarak 1873 ‘de Pertevniyal Valide Sultan’ın yaptırdığı esaslı tamir ile bu günkü şeklini almış. İmparatorluğun son yüzyılında saray’ın Beşiktaş’a taşınmış olmasının da etkisiyle olsa gerek hanedan mensuplarından ve devletin ileri gelenlerinden pek çok kişi Yahyâ Efendi dergâhına sırlanmış, böylelikle dergâhın haziresi giderek genişleyerek bir kabristan halini almış. 2013 tarihinde bir restorasyon yapılmış.Günümüzde benim keşfettiğim yıllarla kıyaslandığında oldukça bakımlı bir durumda olan Dergahın girişinde bir kütüphane karşılıyor ziyaretçilerini. Cümle kapısından geçip üstü kısmen kapalı, bir taşlıktan türbeye doğru ilerliyorsunuz. Bu arada Yahya Efendi dergâhının daimi sakinleri kediler kâh mezarların üzerinde, kâh giriş kapısının çevresinde hemen bir merhaba diyorlar size. Zannederim cami ve dergâhlarda zikrullah ile biriken olumlu enerjiyi bu hayvancağızlar hissedebiliyorlar. İstanbul’un dört köşesinde nerede bu gibi bir yer varsa, umumiyetle orada yaşayan bir kedi gurubu da oluyor. Fakat Yahyâ Efendi hazretlerinin kedileri kadar mekanı sahiplenmiş, insana alışkın ve sokulgan kedileri başka hiçbir yerde görmedim. Bir an duraklasanız, özel bir ilgi göstermeseniz bile hemen biri gelip ayaklarınıza dolanıveriyor. 50