Dilhâne Ekim ekim | Page 76

Her Şey Aslında Rücû Eder Hikmet Editör: Burak Yılmaz İkinci vezir, "Bunu kazana koyup kaynatmak gerek!" cevabını verdi. Nur yüzlü ihtiyar yine araya girdi: "Vezir doğrudur, her şey aslına döner." Şah bu kez de üçüncü vezire döndü: "Sen ne dersin?" Üçüncü vezir, "Bunu parçalayıp fırında kebap etmek gerek!" cevabını verdi. İhtiyar tekrar aynı sözü yineledi: "Vezir doğrudur, her şey aslına döner." Şah son olarak dördüncü vezire döndü: "Bakalım sen ne dersin?" Dördüncü vezir, "Şahım bu yoksula verdiğin mal Hızır aleyhisselam aşkına verilmiştir. Bu da bulacağı hayaline kapılarak kabul eyledi. Şimdi bulamadığı için özür diliyor. Layık olan Hızır aşkına bu yoksulu serbest bırakmandır." cevabını verdi. İhtiyar tekrar aynı sözü yineledi: "Vezir doğrudur, her şey aslına döner." Şah Nur yüzlü ihtiyara sordu: "İhtiyar vezirlerim birbirlerinden farklı şeyler söylediklerini halde sen her biri hakkında, vezir doğrudur, her şey aslına döner, dedin, bunun hikmeti nedir?" Nur yüzlü ihtiyar, "Ey şah!" dedi. "ilk vezirin kasap oğludur, onun için aslına çekti. İkinci vezirim aşçı oğludur, o da aslına uygun bir ceza tertipledi. Üçüncü vezirin ekmekçi oğludur, onda askına uygun ceza tavsiye etti. Dördüncü vezirin asilzade imiş, onun aslına layık olan da merhamettir. Bu zavallıya acıyarak sevaba ulaşma maksadıyla serbest bırakılmasını istedi. Ey şah, her nesne aslına çeker." İhtiyar, daha sonra şaha hayli nasihat etti, sonra "İşte Hızır benim!" diyerek kayıplara karıştı. Şah hemen yerinden kalkıp dışarıya çıktıysa da nur yüzlü ihtiyardan nam ü nişan göremedi. "Hızır aleyhisselamı görmeyi çok arzu ediyordum, elhamdülillah gayeme ulaştım. Beni vezirlerimin soylarından da haberdar etti." diyerek yoksula bol bol mal verilmesini emreyledi.