Dilhâne Ekim ekim | Seite 75

Her Şey Aslında Rücû Eder Hikmet Editör: Burak Yılmaz Cihan sarayında bir şah vardı. Tek derdi Hızır Aleyhisselamı görmekti. "Bir kimse çıkar da bana Hızır'ı gösterirse ne dilerse veririm!" deyip dururdu. O zamanlar yoksul bir adam yaşardı. Bir gün, yoksulluk canına tak edince kendi kendine gidip şaha "Sen beni üç yıl kadar besle, ben de sana Hızır'ı göstereyim." diyeyim. Üç yıla kadar ya ben ölürüm ya da şah ölür veya suçumu bağışlar veya bir yolunu bulup kurtulurum. Bu vesileyle hiç değilse bir süre sıkıntı çekmeden yaşarım diye düşündü. Şahın huzuruna çıktı, önceden hazırladığı sözü arz eyledi. Şah, "Kabul, ancak sonra Hızır'ı gösteremezsen seni öldürürüm!" dedi. Yoksul, çaresiz razı oldu. Bunun üzerine şah, yoksul adama istediği kadar mal ve para verilmesini emreyledi. Hemen buyruğu yerine getirildi. Verilen mal ve parayı alıp evine dönen yoksul, üç yıl boyunca bolluk içinde zevk ve sefa ile yaşadı. Süre dolunca da kaçıp ıssız bir yere saklandı. Can korkusuyla tir tir titreyip dururken beyaz giysili, nur yüzlü bir ihtiyar gelerek selam verdi. Yoksul, selamı titreyerek aldı. Nur yüzlü ihtiyar, "Niçin böyle korku içindesin?" diye sordu. Yoksul cevap vermedi. Nur yüzlü ihtiyar ant vererek, "Haline bana mutlaka anlat, bir çare bulayım." diye ısrar etti. Zavallı adam bunun üzerine hikayesini başından sonuna anlattı. Nur yüzlü ihtiyar, "Gel seninle şaha gidelim, ben senin yerine ona cevap vereyim." dedi. Kalkıp giderlerken şahın aramaları için gönderdiği askerlerle karşılaştılar. Askerler yoksulu hemen tutup şahın huzuruna görürdüler. İhtiyarda onları izledi. Şah, "Ben seninle bir sözleşme yaptım, seni öldürmem gerekir!" dedi. Sonra başvezirine bakıp sordu: "Bunu ne yapalım?" Başvezir, "Bunu parça parça edip kasap çengeline asmak gerektir ki bunu gören başkaları da şaha yalan söylemesinler!" cevabını verdi. Nur yüzlü iht