Her Şey Aslında Rücû Eder
Hikmet
Editör: Burak Yılmaz
Cihan sarayında bir şah vardı. Tek derdi Hızır Aleyhisselamı görmekti. "Bir
kimse çıkar da bana Hızır'ı gösterirse ne dilerse veririm!" deyip dururdu.
O zamanlar yoksul bir adam yaşardı. Bir gün, yoksulluk canına tak edince kendi
kendine gidip şaha "Sen beni üç yıl kadar besle, ben de sana Hızır'ı
göstereyim." diyeyim. Üç yıla kadar ya ben ölürüm ya da şah ölür veya suçumu
bağışlar veya bir yolunu bulup kurtulurum. Bu vesileyle hiç değilse bir süre
sıkıntı çekmeden yaşarım diye düşündü.
Şahın huzuruna çıktı, önceden hazırladığı sözü arz eyledi.
Şah, "Kabul, ancak sonra Hızır'ı gösteremezsen seni öldürürüm!" dedi.
Yoksul, çaresiz razı oldu. Bunun üzerine şah, yoksul adama istediği kadar mal ve
para verilmesini emreyledi. Hemen buyruğu yerine getirildi.
Verilen mal ve parayı alıp evine dönen yoksul, üç yıl boyunca bolluk içinde zevk
ve sefa ile yaşadı. Süre dolunca da kaçıp ıssız bir yere saklandı. Can korkusuyla
tir tir titreyip dururken beyaz giysili, nur yüzlü bir ihtiyar gelerek selam verdi.
Yoksul, selamı titreyerek aldı. Nur yüzlü ihtiyar, "Niçin böyle korku içindesin?"
diye sordu.
Yoksul cevap vermedi. Nur yüzlü ihtiyar ant vererek, "Haline bana mutlaka
anlat, bir çare bulayım." diye ısrar etti.
Zavallı adam bunun üzerine hikayesini başından sonuna anlattı.
Nur yüzlü ihtiyar, "Gel seninle şaha gidelim, ben senin yerine ona cevap
vereyim." dedi.
Kalkıp giderlerken şahın aramaları için gönderdiği askerlerle karşılaştılar.
Askerler yoksulu hemen tutup şahın huzuruna görürdüler. İhtiyarda onları
izledi.
Şah, "Ben seninle bir sözleşme yaptım, seni öldürmem gerekir!" dedi.
Sonra başvezirine bakıp sordu:
"Bunu ne yapalım?"
Başvezir, "Bunu parça parça edip kasap çengeline asmak gerektir ki bunu gören
başkaları da şaha yalan söylemesinler!" cevabını verdi.
Nur yüzlü iht