Mahmut Bıyıklı ile Söyleşi
Söyle ş i
Hasna Para
Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyoruz ve o şehrin en güze semti
Sultanahmet’teyiz. Adı merhametle anılan memleketin evladıyız. Ayrıca ait
olduğumuz topraklara karşı sorumluluklarımız var. Bu sorumluluk bilinciyle
içinde kim hangi alanda birikim sahibi ise o alanda ülkemiz için koşturmalı,
ülkemiz için çalışmalı diye düşünenlerdeniz. Bizim vatan diye bir sevdamız var.
Bu sevgiyi hamasetin ötesine taşımak için çok çalışmak durumundayız. Şairin
dediği gibi, “Vatan senden şefkat ister./ Vatan senden hayat umar,/ Sen
yaşarsan o canlanır;/ Vatan için ölmek de var,/ Fakat borcun yaşamaktır.”
Millet olarak gördüğümüz genel negatif durumlara çok takılıyoruz. 90 dakikalık
bir maçı spor yorumcularının 90 saat konuştuğu gibi biz de bazı meseleleri çok
konuşuyoruz. Çözmeye kudretimin yetmediği sorunları konuşacağıma, elimden
gelen küçük işlerle meşgul olmayı yeğliyorum. Kenan Rifai Hazretleri’ne,
“Neden Yezid’e lanet etmiyorsunuz?” diye sorduklarında, “Ben içimdeki
Yezid’le meşgulüm” demiş. Biz işimize bakacağız. Ayinemiz işimiz olacak dedik.
Öyle olmaya da devam ediyoruz. Elbette dünya güllük güllük gülistanlık değil.
Zora talip olmak, çileyi içselleştirmek gerekiyor. Ne diyor irfan ehli: “Zehirle
pişmiş aşı yemeğe kimler gelir?”
Türk’üz, çayı severiz malum. Sabah masaya gelen çayı ikinci yudumu çekmeden
günü tamamladığımız oluyor koşmaktan. Pekiyi bu enerjiyi nereden mi
buluyoruz? Onu da cevaplayabilirim ama Goethe bizim yerimize cevabı vermiş.
Ne demiş: ‘‘İnandığı şeyi yapan insanın enerjisi asla tükenmez.” El Hak doğru
demiş. Bugün TYB’deyiz. TYB bir araç. Vazifemiz dünyayı güzelleştirmeye
mütevazı bir katkı sunmak. O sebeple bugün bu görevimizi TYB’de
sürdürüyoruz, yarın başka mecra olabilir. Nerede olursak olalım bulunduğumuz
yeri yeşertmeye gayret edeceğiz…
70