Dilhâne Ekim ekim | Page 70

Mahmut Bıyıklı ile Söyleşi Söyle ş i Hasna Para Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyoruz ve o şehrin en güze semti Sultanahmet’teyiz. Adı merhametle anılan memleketin evladıyız. Ayrıca ait olduğumuz topraklara karşı sorumluluklarımız var. Bu sorumluluk bilinciyle içinde kim hangi alanda birikim sahibi ise o alanda ülkemiz için koşturmalı, ülkemiz için çalışmalı diye düşünenlerdeniz. Bizim vatan diye bir sevdamız var. Bu sevgiyi hamasetin ötesine taşımak için çok çalışmak durumundayız. Şairin dediği gibi, “Vatan senden şefkat ister./ Vatan senden hayat umar,/ Sen yaşarsan o canlanır;/ Vatan için ölmek de var,/ Fakat borcun yaşamaktır.” Millet olarak gördüğümüz genel negatif durumlara çok takılıyoruz. 90 dakikalık bir maçı spor yorumcularının 90 saat konuştuğu gibi biz de bazı meseleleri çok konuşuyoruz. Çözmeye kudretimin yetmediği sorunları konuşacağıma, elimden gelen küçük işlerle meşgul olmayı yeğliyorum. Kenan Rifai Hazretleri’ne, “Neden Yezid’e lanet etmiyorsunuz?” diye sorduklarında, “Ben içimdeki Yezid’le meşgulüm” demiş. Biz işimize bakacağız. Ayinemiz işimiz olacak dedik. Öyle olmaya da devam ediyoruz. Elbette dünya güllük güllük gülistanlık değil. Zora talip olmak, çileyi içselleştirmek gerekiyor. Ne diyor irfan ehli: “Zehirle pişmiş aşı yemeğe kimler gelir?” Türk’üz, çayı severiz malum. Sabah masaya gelen çayı ikinci yudumu çekmeden günü tamamladığımız oluyor koşmaktan. Pekiyi bu enerjiyi nereden mi buluyoruz? Onu da cevaplayabilirim ama Goethe bizim yerimize cevabı vermiş. Ne demiş: ‘‘İnandığı şeyi yapan insanın enerjisi asla tükenmez.” El Hak doğru demiş. Bugün TYB’deyiz. TYB bir araç. Vazifemiz dünyayı güzelleştirmeye mütevazı bir katkı sunmak. O sebeple bugün bu görevimizi TYB’de sürdürüyoruz, yarın başka mecra olabilir. Nerede olursak olalım bulunduğumuz yeri yeşertmeye gayret edeceğiz… 70