Dilhâne Ekim ekim | Página 64

“Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç Yazı Mehmet Memdoğlu Onun, elli yılı aşan ve büyük bir mücadeleyle geçen ömrü, bağımsız bir devlet kurmasıyla, dünya sahnesinde yer almıştır. Bosna’nın bağımsızlığına kat eden saldırganlara karşı verdiği olağanüstü mücadeleyle tüm ulusların takdirini kazanmış bir şahsiyettir. Bir düşünür ve entelektüel olarak iki dünya halkı arasında söylediği sözler ve öne sürdüğü fikirler, bugün de geçerliliğini korumaktadır. O, işte bu nedenle bir “Bilge Kral”dır. Tarihte pek az kişinin başarabileceği bir ideali gerçekleştirmiş; düşünür ve siyasetçi kimliğini çok sıkı bir şekilde birleştirebilmiştir. Düşünceleri ile dile getirmiş olduğu, aynı şekilde, ahlaki bunalımlarla malul iç ve dış siyasette de göstermiş ve düşmanlarının dahi saygı duyduğu büyük bir devlet adamı olarak tarihe geçmiştir… Aliya bilinen lider tiplerinin tümünden ayrı olarak fikrî derinliği, uzlaşma ile ilkelerden tavizsizliği, diplomatik yetenekle askerî başarıyı şahsında birleştiren bir performans sergilemiştir. Herkesin ondan alacağı bir ders mutlaka vardır. Çünkü o, düşmanları için “saygı duyulacak bir rakip”, çocukları için “mükemmel bir baba”, halkı için “bir kahraman” olabilmiş, ender şahsiyetlerden biridir. Halkını geleceğe taşıyacak tarihî sorumluluğu omuzlamaktan geri durmamış, bütün olumsuz şartlara rağmen düşmanlarına dahi en ufak bir haksızlık göstermemiştir. Tek-tipleştirici bir kültür anlayışı yerine, Osmanlılardan örnek vererek farklı olana tanınan özgürlükler üzerine kurulu İslami bir özgürlük anlayışına gönderme yapıyordu. Ona göre din, özellikle de İslam, insan saygınlığının ihlaline kayıtsız kalamazdı. “Şeref, insanın kendine ve gayesine sadık kalması” anlamına gelirdi ve Osmanlılar da dünyanın en uysal topluluğu olmadıkları halde, egemenlik süreleri boyunca Hıristiyan ve Yahudi tapınaklarına ve eserlerine dokunmayıp onları korudularsa bu, onların, insanların ve dinlerinin saygınlığına duydukları inançtan kaynaklanıyordu. 64