Toplumsal Antidepresan: SEVGİ
Yazı
Merve Diken
Bir güne daha uyandık bugün. Güneşe bir kez daha selam verdik. Ancak
gün sonunda el sallayıp sallayamayacağımızdan emin değiliz. Çünkü hayat
anlık nefes sayısının dolması ile her an son bulabilir.
Selamladığımız bir güne veda edemeyebiliriz, saçının kokusuna
doyamadığımız evladı bir kez daha koklayamayabiliriz, sevdiğimiz bir tadı
almak bir daha nasip olmayabilir. Kırdığımız bir kalbi onaracak, açtığımız
bir yarayı kapatacak, kustuğumuz kini temizleyecek vaktimiz olmayabilir.
HUU diyerek verdiğim şu nefes, son nefesim olabilir.
Güne Bismillah dediğimiz andan itibaren öyle çok olumsuzlukla
karşılaşıyoruz ki haddi hesabı yok. Haberler, sabahın ilk saatlerinde ekmek
teknemizde karşılaştığımız sorunlar, trafik, apartman komşularımız…
Aklımıza ne gelirse olumsuzluğa bürünmüş bir halde tüketiyoruz sayılı
nefeslerimizi bu günlerde.
Ahlakı ile dikkatleri üzerinde toplamış bir toplum iken ne olmuş olabilir
ki bu kadar değerlerimizden uzaklaşmış olabilelim? Ne olmuş olabilir ki
her yanımız olumsuz, vurdulu kırdılı, küskünlüğe gebe, şiddet içeren, üzen,
ruhu bunaltan olaylarla dolmuş olsun? ‘Neden?’ sorusunu kendimize
yöneltip, başımızı ellerimiz arasında düşünmeye bıraktığımızda ‘sevgi’
kavramının yitirildiği en öne çıkan sebep gibi görünüyor.
İnsan sevdiği çiçeği dalından koparmaya kıyamazken, çiftçi toprağa
ayakkabısı ile basamazken, anne yavrusunu koklarken incitmekten
korkarken biz nasıl bir sevgisizlik seline boğulmuş olabiliriz ki çevremize
karşı bu kadar kör ve duyarsız edebilsin bizi?
53