Dilhâne Ekim ekim | Page 53

Toplumsal Antidepresan: SEVGİ Yazı Merve Diken Bir güne daha uyandık bugün. Güneşe bir kez daha selam verdik. Ancak gün sonunda el sallayıp sallayamayacağımızdan emin değiliz. Çünkü hayat anlık nefes sayısının dolması ile her an son bulabilir. Selamladığımız bir güne veda edemeyebiliriz, saçının kokusuna doyamadığımız evladı bir kez daha koklayamayabiliriz, sevdiğimiz bir tadı almak bir daha nasip olmayabilir. Kırdığımız bir kalbi onaracak, açtığımız bir yarayı kapatacak, kustuğumuz kini temizleyecek vaktimiz olmayabilir. HUU diyerek verdiğim şu nefes, son nefesim olabilir. Güne Bismillah dediğimiz andan itibaren öyle çok olumsuzlukla karşılaşıyoruz ki haddi hesabı yok. Haberler, sabahın ilk saatlerinde ekmek teknemizde karşılaştığımız sorunlar, trafik, apartman komşularımız… Aklımıza ne gelirse olumsuzluğa bürünmüş bir halde tüketiyoruz sayılı nefeslerimizi bu günlerde. Ahlakı ile dikkatleri üzerinde toplamış bir toplum iken ne olmuş olabilir ki bu kadar değerlerimizden uzaklaşmış olabilelim? Ne olmuş olabilir ki her yanımız olumsuz, vurdulu kırdılı, küskünlüğe gebe, şiddet içeren, üzen, ruhu bunaltan olaylarla dolmuş olsun? ‘Neden?’ sorusunu kendimize yöneltip, başımızı ellerimiz arasında düşünmeye bıraktığımızda ‘sevgi’ kavramının yitirildiği en öne çıkan sebep gibi görünüyor. İnsan sevdiği çiçeği dalından koparmaya kıyamazken, çiftçi toprağa ayakkabısı ile basamazken, anne yavrusunu koklarken incitmekten korkarken biz nasıl bir sevgisizlik seline boğulmuş olabiliriz ki çevremize karşı bu kadar kör ve duyarsız edebilsin bizi? 53