‘Ülkemizde Şamil hakkında
yapılmış tutarlı çalışmaların
sayısı yok denecek kadar azdır.
Dolayısıyla Şamil’i tanıyanların
ve anlayabilenlerin sayısı da o
oranda azdır. Çoğu insana
göre o, sadece Ruslara karşı
savaşmış bir kahramandan
ibarettir. Bunların İmam Şamil’i
bir kez bile gerçek kimliğiyle
tanıyamadıklarını rahatlıkla
söyleyebiliriz. Bir takım insanlara
göre o; olağanüstü, insan güç
ve takatinin ötesinde efsanevi
bir hayal şahsiyet; romanlara
konu, filmlere baş aktör olacak
ilginç bir kişiliktir. Böyleleri de bir
türlü aşırı abartının insanı
efsaneleştirmekten çok,
küçülttüğünün farkına
varamayanlardır. Hâlbuki İmam
Şamil, gayet sade bir tarifle
Çarlık Rusyası emperyalizmine
karşı verilen şanlı bir direnişin,
soylu ve kutsal bir savaşın
çeyrek asırlık lideri ve yılmaz
savaşçısıdır.’ ¹ Böylece, İnşaAllah yazının
ilerleyen bölümlerinde
karşılaşılacak pek çok hadiseyi
daha rahat tetkik edebilmek
için evvela tarih, coğrafya ve
kültüre bir göz atalım.
Bununla birlikte Şeyh Şamil,
tarihteki bazı mümtaz
cihangirler gibi yalnızca şahsi
gücü ve Allah’ın inayetiyle
birden büyük bir devlet,
imparatorluk kurmuş biri de
değildir. O hem maddi hem de
manevi olarak devam
edegelen silsilelerin çok parlak
bir halkası, asla unutulmayacak
bir mensubudur. Bu cihetle,
Şeyh Şamil’i aziz seleflerinden
ve ait olduğu coğrafyadan,
kültürden bağımsız olarak
değerlendirmek de büyük bir
yanılgıdır. Avrupa ve Asya arasında bir
geçit, kuzey ve güney ülkeleri
arasında ise dağları sebebiyle
adeta bir duvar olan Kafkasya
tarihte pek çok kavmin
uğradığı, istila ettiği, yerleştiği
nadir topraklardan biridir aynı
zamanda. Mısırlılar, Medler,
Alanlar, İskitler, Grekler,
Romalılar, Farisiler, Araplar,
Moğollar, Türkler, Tatarlar,
Slavlar bu kavimlerden sadece
bazılarıdır.
Kafkasya, en basit ve genel
tabiriyle doğudan Hazar Denizi,
batıdan Karadeniz/Türkiye,
kuzeyden Rusya ve güneyden
İran’la sınırlanmış, yükseltisi çok
fazla olan bir bölgedir. Buna
karşın çok çeşitli yer şekilleri ve
iklim tipleri de gözlenir. Zirveleri
her daim karlı, bazıları 6000
metreyi bulan dağlarının
yanında, bölgeyi baştanbaşa
sulayan büyük nehirleri, derin
uçurumları, geniş yemyeşil vadi
ve ovalarının yanında,
yüzölçümü hayli küçük de olsa
çölü dahi vardır. Ancak yaygın
şekilde gözlenen sert karasal
iklimi ve uzun karakışları
Kafkasların adeta nişanesi
olmuştur.
43
¹M. Tahir el-Karahi, İmam Şamil’in Hatıratı (çev. H. Ahmet Özdemir), Eşik yay, İstanbul 2016, Sayfa 22.