48 ..................................................................................... İslam'da Şia
Bu iki amaca ancak ismet ve ilahi masumiyete sa-
hip kimselerin vasıtasıyla ulaşılabilir. Aksi takdirde
kendilerine bırakılan görevlerde fikir sapıklığı olan ve
ihanetten geri kalmayan şahıslar, fetva kaynağı yahut
ilmi mercilik makamını ele geçirebilirler. Böylece ted-
ricen İslam'ın adalet üzerine kurulu özgürlük kaynağı
olan İlahi velayet, Kayser (Bizans hükümdarlarının un-
vanı) ve Kisra (Sasani padişahlarına verilen unvan)
saltanatına dönüşür. İslam'ın yüce öğretisi diğer din-
lerde olduğu gibi, egoist ve heveslerine kapılan aydın-
ların eliyle tahrif edilebilir.
Resul-i Ekrem'in (s.a.a) tasdik ettiğine göre, yaptığı
işlerin ve konuştuğu sözlerin ve izlediği yolun tamamı
Kur'an-ı Kerim ve Peygamber'in (s.a.a) sünnetine uy-
gun olan bir kimse varsa o da ancak Hz. Ali'dir. 23
Kureyş kabilesinin Hz. Ali'nin (a.s) hilafetine karşı
olduklarını söyleyen çoğunluk, nasıl ki zekat vermek-
ten kaçınan cemaatle savaştılar ve onlardan zekat
almaktan vazgeçmedilerse, Kureyş kabilesinin muha-
lefetinden korkup hakkı ezmeleri yerine, hak hilafete
karşı çıkanları da hakka yönlendirmeleri, baş kaldı-
ranları kendi yerlerine oturtmaları gerekirdi.
Evet, Şia'yı seçimle hilafeti kabul etmekten alıko-
yan, daha sonra meydana gelebilecek acı olaylar; yani
23- El-Bidayet-u ven-Nihaye, c.7, s.360.