Şia İnançları/Peygamberi Tanıma ................................................. 181
3- AKIL VE KANUN
Eğer iyice düşünürsek, beşerin arzu ettiği ve top-
lumun ferd ferd yahut grup grup Allah'ın verdiği temiz
fıtratla zorunlu olduğunu kavradıkları, mutluluğu te-
min edebilecek kanunun; beşeriyet dünyasını beşeri
dünya olarak ayrım yapmadan ve istisnasız mutluluğa
eriştirip, genel kemali hakim kılacak kanun olduğunu
anlarız. Şimdiye kadar beşerin, farklı hayat dönemle-
rinde aklından kaynaklanacak böyle bir kanunu gün-
deme getirememesi göz önündedir. Eğer bunu idrak
etmek tekvini olarak aklın uhdesine bırakılmış olsay-
dı, bu kadar uzun dönemler içerisinde beşer akıl aracı-
lığıyla buna ulaşırdı. Hatta düşünce cihazıyla donatıl-
mış bireyler şimdiye kadar bunu ayrıntılarıyla kavrar-
lardı, tıpkı toplumda bir kanunun gerekliliğini kavradı-
ğı gibi.
Başka bir ifadeyle şöyle söyleyebiliriz: İnsan toplu-
munun saadetini temin edip, onu yaratılış hedefine
ulaştıracak noksansız müşterek kanun, eğer tekvini
olarak aklın uhdesine bırakılmış olsaydı, her akıllı in-
san onu anlayabilirdi. Tıpkı kârını, zararını ve diğer ha-
yat ihtiyaçlarını anlayabildiği gibi. Fakat halen böyle
bir kanundan kimsenin haberi yoktur. Kendi kendine
meydana gelen kanun, bir hükümdarın veya toplumun
bir kısmının koyduğu kanunları bir grup kabulleniyor-
sa da başka bir grup hiçe sayıyor. Bir toplumun o ka-
nundan haberi var ise diğer birinin yoktur ve hiç bir