138................................................................................... İslam ' da Şia
Yunanca ' dan tercüme edilen kitaplarda bazı felsefi düşüncelerle karşılaştı. Daha sonra hicretin üçüncü yüzyılının ilk dönemlerinde Yunanca, Süryanice ve diğer dillerden bir çok kitaplar tercüme edildi ve sonuçta felsefi düşünce tarzı bütün halka sunuldu. Fakihlerin ve mütekellimlerin büyük bir kesimi, yeni konuklar olan felsefe ve akli ilimlere ilgi göstermediler. Bu muhalefetler, başlangıçta o zamanın hükümetinin bu ilimleri himaye etmesiyle pek fazla etkili olmadı. Ama kısa bir süre sonra sayfa değişti ve şiddetli yasaklamalarla birlikte felsefi kitapları denize döktüler. İsimleri belirlenmeyen bir grup telif ehlinin fikirlerinden kaynaklanan " İhvan-us Safa " adlı risaleler, o dönemlerden kalan hatıra ve o zamanın kötü durumunun tanığıdır. Bu fetretten sonra dördüncü yüzyılın evvellerinde, felsefe, " Ebu Nesr-i Farabi " eliyle ihya e- dildi. Beşinci yüzyılın başlarında da ünlü filozof " Ebu Ali Sina " nın çalışmaları sonucu felsefe tamamiyle genişletildi. Altıncı yüzyıldaysa İşrak felsefesini, Şeyh Sühreverdi arındırdı ve bu suçla sultan Selahaddin Eyyubi ' nin emriyle öldürüldü. Ondan sonra felsefe, çoğunluk arasından göçtü ve yedinci yüzyılda felsefeyi arındırmaya çalışan ve İslam ülkelerinin merkezinden uzakta Endülüs ' te yaşayan İbn-i Rüşd adlı filozof haricinde meşhur ve namlı hiç kimse çıkmadı. 134
134- Yukarıdaki sözler Ahbar-ül Hükema, Vefeyat ve diğer