deneme 2 | Page 138

Şia'nın Dini Düşüncesi ................................................................... 137 ikinci yüzyıl ve üçüncü yüzyılın evvellerinde Mutezile mezhebinin yayılmasıyla, en doruk noktasına varan kelam ilmi dalında uzman olan mütekellimlerin ilk saflarında yer almışlardı. Kaldı ki Eşaira, Mu'tezile ve başkalarından oluşan Ehl-i Sünnet mütekellimlerinin silsilesi, Şia'nın birinci rehberi Hz. Ali'ye (a.s) varır. 133 Tarihte on iki bin civarında tesbit edilen sahabeden elimize ulaşan eserleri tanıyan kimseler, bunların içe- risinde felsefi tefekkürü içeren bir tek eserin bile nak- ledilmediğini iyice bilirler. Yalnız Emir-ül Mü'minin Hz. Ali'nin (a.s) ilahiyatla ilgili çekici açıklamaları, en derin felsefi tefekkürü içermiştir. Sahabe, onlardan sonra gelen tabiin ve bilahare o dönemde yaşayan Arapların, felsefi düşünceyle hiç bir ilgileri yoktu. Hicretin ilk iki yüzyılı döneminde yaşa- yan bilginlerin sözlerinde, felsefi incelemelerden bir örnek bile görülmüyor. Yalnız Şia imamlarının, bilhas- sa birinci İmam Hz. Ali'nin (a.s) ve sekizinci İmam Hz. Rıza'nın (a.s) derin açıklamaları, felsefi düşüncelerden sonsuz hazineleri ihtiva eder. Talebelerinden bir grubu felsefi düşünceyle aşina edenler, bunlardır. Evet, Araplar, felsefi düşünce metodundan uzaktı- lar. Fakat ilk kez hicretin ikinci yüzyılının başlarında 133- İbn-i Ebil Hadid'in Nehc-ül Belağa'ya yazdığı şerhin, birinci cildinin başları.