128 ................................................................................... İslam'da Şia
ler, bir hadisi işitmek için kilometrelerce yol kat edip
uzun seferlerin zahmetine katlanıyorlardı.
Yabancılardan İslam elbisesine bürünen ve İslam'ın
iç düşmanlarından bir grup, hadislerde değişiklik
yapmış kendilerinden hadis uydurmuşlar ve böylece
hadisi, itibarlı ve güvenilir durumdan düşürmüşler-
dir. 122
Dolayısıyla Müslüman bilginler bu duruma çare a-
ramaya koyulmuşlar sonuçta hadislerin doğrusunu,
yalanından ayırt etmek amacıyla "Rical ve Dirayet"
ilmini çıkarmışlar.
Ama Şia, hadislerin senedini arındırmaya yönelik
çalışmasının yanı sıra, hadisin geçerli ve hüccet olma-
sı için, hadislerin içeriğinin Kur'an'la mutabık olmasını
da şart koşuyor.
Şia kanalıyla Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve Ehl-i
Beyti'nden kat'i ve kesin senetle nakledilen bir çok
hadislerde "Kur'an-ı Kerim'le muhalif olan hadisin
hiçbir değerinin olmadığı ancak Kur'an'a mutabık o-
bir grubu ona kaildirler. Fedek olayından birinci halifenin de o
görüşü savunduğu sonucu ortaya çıkıyor.
122- Bu sözün şahidi, alimlerin uydurulmuş hadisler hak-
kında yazmış olduğu birçok kitaplardır. Alimler Rical kitapla-
rında ravilerden bir grubunu "Vazza" (hadis uydurucu) ve
"Kezzap" (yalancı) olarak tanıtmışlardır.