DEFTERHÂNE’DEN TAPU VE KADASTRO’YA | Page 66

Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî C. DEFTERHÂNE BİNASININ YERİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ Devletin bekasının, devletin idarî, askerî, iktisadî ve sosyal düzenini ihtiva eden defter ve belgelerin muhafazasına bağlı olduğunun bilincinde olan Osmanlı Devleti’nde de selefi olan İslâm Türk Devletleri gibi, devletin hafızası olan yazlı malzemenin saklanması ve muhafazasına büyük ehemmiyet vermekteydi. Osmanlı’da kâğıt, yazı malzemeleri ve yazılı evraka saygı gösterme gelenek ve anlayışının sonucu olarak, özellikle Fatih Dönemi’nden itibaren her türlü yazılı malzeme çeşitli muhafazalar içinde saklanarak zengin bir arşiv malzemesi ortaya çıkmıştır.180 Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarına ait arşiv malzemeleri devlet merkezinin Bursa’da olduğu dönemde Timur istilası esnasında yok olmuş, devlet merkezinin Edirne’de olduğu dönemde ise, çıkan yangınlar ve saltanat kavgaları gibi sebeplerle az bir kısmı günümüze ulaşabilmişti. İstanbul’un fethinden sonra ise, ilk evrak mahzeni olarak Yedikule mevkii kullanılmış, Topkapı Sarayı’nın inşa edilmesinden sonra ise devlet teşkilatına ait tüm yazılı malzemeler buraya taşınmıştı.181 Osmanlı Devleti’nde merkezî bürokrasinin en önemli dairelerinden ve aynı zamanda arşivlerinden birisi olan Defterhâne de, merkezî bürokrasinin Bâb-ı Âsâfiye kayması ve Divanı Hümayun’un sembolik bir kurula dönüşmesine kadar Topkapı Sarayı içerinde bulunmaktaydı. Saray içerisinde üzerinde Adalet Köşkü bulunan ve Kubbealtı denilen mevkide, Divanı Hümayun toplantılarının yapıldığı salonun hemen bitişiğindeki odada bulunmaktaydı.182 Defterhâne defterleri divana ait diğer defterlerle birlikte üçüncü kubbenin altındaki odada saklanırdı.183 Defterler burada eyalet adlarıyla sıralanmış sandıkların içinde saklanırdı. Muamele görmüş evrak da müsveddeleriyle birlikte üzerinde daire adı ve yılı yazılmış bir torbaya konulur ve deri kaplı sandıklara yerleştirilerek aynı yerde muhafaza edilirdi.184 Defterhâne tek bir odadan ibaret olup, buraya yerleştirilen defter ve belge sandıklarının muhafaza edildiği bir mahzen (arşiv) olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Defterhâne çalışanlarının ise başka bir yerde, muhtemelen yine Kubbealtı mevkiinde çalıştıkları düşünülmektedir. Defterhâne’nin Topkapı Sarayı içerisinde bulunduğu dönemde bir yangından etkilenmiş olduğunu öğreniyoruz. 20 Muharrem 1076 (2 Ağustos 1665) tarihinde, bir cariyenin dikkatsizliği sonucunda padişahın harem dairesinde çıkan yangın Kubbealtı denilen mevkide Adil Köşkü, divan odası ve taşra hazinesini de etkilemiş ve Defterhâne’nin ise üst kısımları zarar görmüştü.185 Divan-ı Hümayun toplantılarının muntazam olarak devam ettiği yüzyıllarda Defterhâne merkezî yönetimin en önemli dairelerinden birisiydi. Sıkı teşrifat kaidelerinin uygulandığı Osmanlıda Defterhâne, divan toplantıları öncesinde padişahın veziriazamdaki mühr-i şerifi ile açılır, toplantı bitiminde ise çavuşbaşı tarafından hazine ve Defterhâne mü180 Mehmet Yıldırır vd., Osmanlı’dan Günümüze Tapu Arşiv, Ankara 2009, s.12-14 181 Yusuf Halaçoğlu, XIV-XVIII.yüzyıllarda Osmanlılarda Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, Ankara 2007, s.27-28 182 Hezarfen Hüseyin Efendi, Telhisü’l Beyan i Kavanin-i Al-i Osman, Haz.Sevim İlgürel, Ankara 1998, s.57 183 Ahmet Mumcu, Divan-ı Hümayun, Ankara 1976, s.120 184 Erhan Afyoncu, aynı tez, s.11-12 185 Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa, Silahdar Tarihi, Haz. Ahmed Reik, İstanbul 1928 C.I, s.384; Süleymaniye Ktp. İhsan Mahvi Katalogu no:67-68 46