DEFTERHÂNE’DEN TAPU VE KADASTRO’YA | Page 213

Türkiye Kadastrosu’nun Tarihçesi Halid Ziya’nın kadastro üzerine yazılmış olan eserinden amaçla yapılan kadastroda arazilerin kıymetlendirilmesi yapılmaz ya da daha geri planda tutulur. Malî maksatlarla yapılan kadastroda ise, arazilerin sınırlandırılması yine yapılmakla birlikte, asıl olan sınırlandırılan bu arazilerin kıymeti ve ödeyeceği vergi miktarıdır. Özel mülkiyet kavramının gelişmediği ya da çok sınırlı olarak uygulandığı dönemlerde arazilerin mülkiyeti ya toplumun ortak kullanımına ya da devlet hazinesine ait olarak değerlendirilmekteydi. Böyle bir toplumda arazilerin hukukî durumlarını tespit etmeğe yönelik kadastro çalışmaları gereksiz olduğu gibi, çağın teknik olanakları çerçevesinde de zaten olanaksızdı. Bu nedenle eski zamanlarda yapılan kadastro çalışması devletin vergi toplama amacına hizmet etmek üzere yazılı olarak yapılmaktaydı. Osmanlılarda ve önceki Türk İslam devletlerinde tahrir, kanun, yasamişi vb. adlarla anılan arazilerin sınırlandırılması ve kıymetlendirilmesi ile ilgili sayım ve yazımlara ait defterler, Avrupa’da genelde kadastro defteri721 olarak tanımlanmaktadır. Avrupa’da kadastro defteri olarak tanımlanan ve Eski Yunan ile Roma dönemlerinde de arazilerin hudutlarının belirlenmesi, üretim türlerinin ve arazinin tabi olacağı vergiler722 ile bunlara tasarruf eden ya da bu arazilerin maliki olanların isimlerini ihtiva eden defterler723 , esasen bugün anlaşıldığı üzere çizime dayalı olmayıp, yazılı kadastro türünden çalışmalardır. Bizde tahrir olarak adlandırılan bu çalışmaların çok eski dönemlerden itibaren büyük siyasî organizasyonların ortaya çıktığı her yerde yapıldığı bilinmektedir.724 Ancak, bu çalışmalarda bazı önemli araziler ile sı721 Kemal Çiçek, “Osmanlılardan Önce Akdeniz Dünyasında Yapılan Tahrirler”, OTAM, Ank. 1995, s.52 722 Süleyman Sûdî, a.g.e., s.98’de bu defterlerin vergi amaçlı olduğunu belirtip, bunlara haraç defteri demektedir. 723 Mahmud Esad, “layiha”, s.4 724 Bu nevi kadastroların tarihçesi hakkında “Tahrir Defterleri” bölümünde tafsilatlı olarak bahsedildiğinden burada ayrıca değinilmemiştir. 193