Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Defterhâne-i Hakanî
Tapu senedatı ile ilgili muamelelerin Defter-i Hakanî idarelerince yürütüleceği daha
önce belirlenmiş ise de, mezkur Nizamnâme’nin 1. maddesinde “taşralarda arazi-i mirîyyenin
tefviz ve ihalesine mal memurları ile defterdar ve mal müdürleri yetkili kılınıp bunlar sahib-i arz
hükmünde” kabul edilmişlerdir. Defter-i Hâkanî Emâneti’ne bağlı olmak üzere vilayetlerde
Defter-i Hâkanî Müdürlükleri kurulunca, bu tür işlemler livalarda Defter-i Hâkanî memurları ve kazalarda tapu kâtiplerince yürütülecek646ise de, Nizamnâme’nin ilan edildiği tarihte
Defterhâne’nin taşra teşkilatı henüz oluşmamış olduğundan sahib-i arz yetkisi mal müdürlükleri ve defterdarlıklara bırakılmıştır.
Tapu Nizamnâmesi gereğince ferağ, intikal ve saire muamelelerde, taşrada yapılan
işlemlerin kaydedilmesi ve düzenlenen ilmühaberlerin merkeze gönderilmesi üzerine senet
düzenlenerek, yeniden taşraya havale edilmesi usulü benimsenmiş olup, tahrir defterleri örneğinde olduğu gibi, yeni nizam gereği tutulan defterlerin de biri merkezde ve diğeri taşrada olmak üzere iki nüsha olarak hazırlanması gerektiği belirlenmiştir. Hatta, taşrayla ilgili olup merkezde yapılan işlemlerin de bir ilmühaber ile, ilgili taşra birimine gönderilip kaydedilmesi gereği üzerinde durulmaktadır. Osmanlı’nın bidayetinden beri cari olan ikili kayıt tutma geleneğinin yeni usulde de muhafaza edildiği görülmektedir. Ayrıca Nizamnâme, taşrada tutulacak defterlerin livada muhafaza edileceğini ve her kaza için ayrı arazi defteri tutulması gerektiğini de belirtmektedir.
Yine, 1263 tarihli Nizamnâme’de belirlenen, “atik senetlerin yenileri ile tebdili” hususunda sağlanan kolaylığın bu Nizamnâmede de uygulanmaya devam ettiği görülmektedir.
Ayrıca, gerek 1265 tarihli Nizamnâme’nin 13. bendinde ve gerekse Arazi Kanunnamesi’nin
103. maddesinde ifade edilen, “boz ve kıraç yerlerin ziraata açılması” hususuyla ilgili teşvik edici ifadelerin mezkur Nizamnâme’de de yer aldığı görülmektedir.
Mezkur Nizamnâme’nin ele aldığı konulardan birisi de, Arazi Kanununun 60. maddesinde de ifade edilen, hakk-ı tapu eshabı bulunmayıp mahlul kalan arazilerin müzayede
edilmesiyle ilgili 18. maddede ele alınan hükümdür. Nizamnâme bu hükmü teferruatı ile ele almış ve ihalesi lazım gelen arazinin 100 dönüme kadar olanları için kaza meclislerini, 100500 dönüm arası için liva meclislerini yetkili kılmış olup, 500 dönümden yukarısı için ise, kaza
ve liva meclislerinde müzayede edildikten sonra Maliye Hazine-i Celilesi tarafından mükerrer
müzayede olması için nezarete bildirilecek ve üç ay içinde müzayedeler tamamlanacak demektedir. 27 Şevval 1303 tarihinde 18. madde yeniden düzenlenip,647 300 dönüme kadar
olanlar için kaza meclisleri, 300-500 dönüm arası için liva meclisleri ve 500 dönümden yukarısı için vilayet meclisleri yetkili kılınmıştır. Bu tür arazilerin müzayedeleri için vilayet gazetelerinde ve hatta 500 dönümden fazla olanlar için ayrıca Dersaadet gazetelerinde ayrıntılı ilan
verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.
646 K. Serkis, a.g.e, C.1, s.346-359; Ayrıca bkz.: “Tanzimat’tan Sonra Defterhâne’nin Teşkilat Yapısı, İşleyişi ve Görevleri” kısmı, s.176-188
647 DÜSTUR, I.Tertib, C.5, s.501-502
168