DEFTERHÂNE’DEN TAPU VE KADASTRO’YA | Page 178

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Defterhâne-i Hakanî C. 23 ŞEVVAL 1274 (6 HAZİRAN 1858) TARİHLİ ARAZİ KANUNNAMESİ Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra, Ferman hükümleri gereğince devlet yönetimindeki bazı hususların yeni kanunlarla tekrar düzene sokulacağı ifade edilmiş ve bu hususlardan birisi ve belki en önemlisi olan arazi hukukuyla ilgili olarak da bir takım düzenlemelere gidilmişti. Önceki sayfalarda izah edildiği üzere, ilan edilen tebliğ, irade, hatt-ı hümayun, nizamnâme ve kanunlar, mîrî arazi hukuku ile ilgili bir takım değişiklik ve yenilikler getirmişti. Meydana getirilen yeni düzenlemeleri tek bir kanun metni içerisinde derli toplu bir hâle getirmek üzere 23 R.Evvel 1265 tarihinde Şeyhülislam Arif Hikmet Bey görevlendirilmiş ve “Kanun-ı Sultanî” hazırlanıp yayınlanmıştı. Ancak, klasik fetva mecmuası tarzında kaleme alınan bu risale bir kanun metninin şekil, yapı ve kullanış kolaylığından uzaktır.600 Gerçekten, kanun metni incelendiğinde, belli bazı hükümleri metin içerisinde sıraladıktan sonra mîrî arazi ile ilgili hükümleri sayfalarca süren soru cevaplar şeklinde belli bir düzen olmaksızın ele almaktadır. Muhtemelen, hazırlanan bu kanun, ihtiyacı gereği gibi karşılayamadığından, kanundan sonra da bir takım yeni düzenlemeler ortaya çıktığından ve Tanzimat Döneminde ortaya çıkan yeni kanun tekniğine de uygun olmadığından yeni bir arazi kanunu hazırlanmasına gerek duyulmuştur. Nitekim, Atıf Bey Arazi Kanunu Şerhinde “Arazi-i mîrîyyenin tasarruf, intikal ve sair ahkâmının bir kanun metni içinde vaz’ına ihtiyaç duyulduğundan Kanunname-i Arazi ortaya çıkmıştır” 601 demektedir. Aynı görüşü destekleyen Hüsnî Efendi, “mülk arazi ile ilgili ihtiyacı karşılayacak nispette hükm-i şer’-i şerif bulunmakla birlikte, rakabesi beytülmale ait arazide cari olan ahkam-ı Seniyye-i sultaniyenin birleştirilerek kanun hâlinde vaz’ına duyulan ihtiyaca istinaden kanun hazırlanmıştır” demektedir.602 Bu görüşlerin yanı sıra, “Arazi ile ilgili hukukî bir boşluk olduğu ve bu boşluğu doldurmak için bir kanunnameye ihtiyaç duyulduğu” gerekçesinin yalnızca gözüken neden olduğu, Arazi Kanunnamesi’nin hazırlanmasındaki asıl ve en önemli amacın ise, “Toprağın vergilendirilmesi ve topraktan elde edilen vergi gelirlerinin mümkün olan en fazla miktarda hazineye aktarılması düşüncesi” 603 olduğu da ifade