DEFTERHÂNE’DEN TAPU VE KADASTRO’YA | Page 151

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Defterhâne-i Hakanî Tanzimat’a müteakip ortaya çıkan reformlardan en mühimi de 15 Safer 1256 (18 Nisan 1840) tarihli bir hüküm ortaya koymaktadır. Osmanlı Devleti’nde gelirlerin önemli bir kısmını öşür (aşar) denilen ve toraktan elde edilen ürünlerden toprağın verimine, yetiştirilen ürüne ve bölgeye göre 1/2 ila 1/10 arasında, aynî bir vergi olarak alınan gelirler oluşturmakta idi. Tanzimat’ın “vergilerinin belirlenmesi ve eşitlik” ilkelerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan 1256 tarihli irade, aşar vergisinin ülkenin tümünde 1/10 olarak tespit ve tayin edilmesini öngörmüştür. 567 Devletin büyük bir kısmında 1/8’den daha aşağı olmayan ve hatta kimi yerlerde 1/2’ye kadar çıkan bu verginin 1/10 olarak tüm ülkeye şamil olacak şekilde ilan edilmesi şüphesiz devlet gelirlerini büyük oranda etkileyecektir. Tanzimat’ın temel prensiplerinden birisi olan “tebaanın vergi ve devlet karşısında müsavi (eşit) tutulması” hükmü ne pahasına olursa olsun uygulanmalı anlayışından hareketle ortaya çıkan bu hüküm, sonuç itibarıyla halkın menfaatine bir uygulama olarak görünmektedir. Öşür vergisinin toplanmasında denetimden uzak olan iltizam usulü uygulanmaktaydı. Mültezimler menfaatlerini temin için verginin toplanmasında acımazca davranıp, halkı soyup soğana çevirmekteydi. Hatta çiftçi bu vergiyi ödeyebilmek için her şeyini satmak zorunda kalıp ertesi yıl ekip biçmez hâle gelmekte, bu durum hem halka hem de devlet gelirlerine büyük zarar vermekteydi.568 Topraktan alınan verim, ürün cinsi ve bölgeye göre yapılmış olup eskiden beri uygulanmakta olan farklı vergi uygulamaları esas itibarıyla eşitliğe daha uygun görünse bile, aşar vergisi ile ilgili bu olumsuz durumları bertaraf etmek isteyen Tanzimat’ın uygulayıcıları, sistemi tüm ülkeye şamil tek bir kanun şeklinde uygulamayı hedelemiş ve devletin zararına bile olsa söz konusu hükmü çıkarmışlardır. Tanzimat Fermanını müteakip toprak hukuku ile ilgili yapılan düzenlemelerden bir diğeri de, kadim kanunlara zeyl olmak üzere 10 C.ahir 1261 (16 Haziran 1845) tarihinde ilan edilen kanun maddesidir. 569 Kadim kanunlar gereğince, üç sene boz ve hâlî bırakılan yerler sahib-i arz tarafından tapu resmi alınarak talip olan bir başkasına verilebilmekteydi. Ancak Tanzimat Fermanı’nın “Askerlik usullerinin belirlenmesi ve askerliğin vatan görevi addedilmesi” yönündeki hükümleri çerçevesinde 1260 tarihinde yapılan düzenleme ile askerliğin beş sene olarak belirlenmesi üzerine, askerlik görev süresi içinde arazileri boz ve hâlî kalacak olan reayaya bu durum zulüm ve haksızlık olacaktı. 1260 tarihli düzenleme bu durumda olan askerlerin arazilerinin boz ve hâlî kaldı diye talip olan başkalarına verilmesinin önüne geçerek, söz konusu hükmün başına “kavî bir özür bulunmaksızın” boş bırakılan arazinin taliplerine verilebileceğini beyan etmiş ve vatan görevini yerine getiren tebaanın haklarını muhafaza altına almıştır. Toprak hukuku ile ilgili yapılan bu düzenleme de Tanzimat’ın eşitlik ve adaleti tesis etmek yönündeki kararlılığının ürünü olarak ortaya çıkmıştır. 567 Gökbilgin, “a.g.m”, s.106-107; Barkan, “Türk Toprak Hukukunda Tanzimat…”, s.351-355 568 Abdurrahman Şeref, a.g.e., s.47-48 569 Kanun maddesinin tam metni için bkz: Karakoç Serkiz, Tahşiyeli Kavanin, C.I, s.123, İstanbul 1341 131