DEFTERHÂNE’DEN TAPU VE KADASTRO’YA | Seite 141

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Defterhâne-i Hakanî ye başlamasının en önemli nedenleri olarak bürokrasi de uzmanlaşmanın olmayışı, memur istihdamında yanlışlıkların yapılmasına neden olan tevcihat usulü, memur yetiştirme işleminin usta-çırak ilişkisi içerisinde yürütülüp, bu amaca mahsus modern anlamda eğitim kurumlarının yetersizliği, memur istihdamının belirli kriterleri olmayıp bu hususun suiistimale açık olması gibi nedenler sayılabilir. 521 Sonuçta, bütün bu sebepler merkezî bürokraside köklü bir reformun yapılmasını kaçınılmaz bir hâle getirmişti. Gereken reformların gerçekleştirilmesi ise öncelikle reformların önündeki engellerin temizlenmesi ile mümkün olabilirdi. III. Selim devrinin köklü ıslahat girişimleri engellenmiş olsa da, bu dönemde temelleri atılan fikirler ve devleti modern bir yapıya kavuşturmayı hedef alan reform hareketi, arkasından gelen II. Mahmud tarafından daha yerinde tespitlerle yeniden ele alındı. Bu defa reformların başında idealist bazı devlet adamları değil, bizzat Sultanın kendisi yer almaktaydı. Önceki dönemlerde başarısızlıkla sonuçlanan girişimleri iyi tahlil etmiş görünen II. Mahmud, devletin sistemlerindeki bozukluğun ürünü olarak ortaya çıkan ve reformların karşısında bir engel olarak bulunan asker ve sözde ulema sınıfını 522 bertaraf etmenin gerekliliğini iyi idrak etmiş ve bu hususta, yine sistemdeki bozukluğun bir ürünü olarak ortaya çıkan ve feodal toprak beylerini andıran ayanların desteğini arkasına almıştı. Uzun müddet padişahın otoritesini sınırlandırıp sınırlandırmadığı hususun da tartışmalara neden olup, “Magna Carta” ile karşılaştırılan ve ileri gelen devlet ricali, ulema, üst düzey askerî sınıf ve ayanlar arasında imza edilen bir yemin (sözleşme) olan sened-i ittifak 523 ile desteği arkasına alan Sultan II. Mahmut, öncelikle reformların önündeki engellerden en güçlüsü yeniçeri ocağını imha etti. Arkasından sözde ulema sınıfını, kimi zaman yasaklarla kimi zaman açıktan yapılan idamlarla kontrol altına aldı. 524 Merkezî iktidar karşısında tehdit oluşturan ve saltanata gelebilmek için desteklerini arkasına aldığı, eyaletlerin yarı özerk görünümlü hanedanlarını kontrol altına alma çalışmasını tamamladı. Sultanın iradesine meydan okuyabilecek hiçbir grup bırakmadıktan sonra, 525 kendisinden sonraki dönemlerde de devam ettirilip geliştirilecek olan Osmanlı tarihinin en köklü reform hareketlerini başlattı. II. Mahmud Devri reform hareketleri yalnız askerî olanla sınırlı tutulmayıp, özellikle merkezî bürokrasiye yönelik önemli yenilikler getirmiştir. Bunlar içerisinde devlet memuru yetiştirmek için açılan mektepler, müsadere usulünün kaldırılması ile özellikle devlet memurlarının mülk güvenliğinin sağlanması, yeni açılan okullardan yetişen ve mütevazı ailelerden gelip liyakatine istinaden memurluklara yerleştirilenlerin kadrolarda yer bulmaya başlaması, merkezî kalemleri bir düzene sokmak amacıyla tatil günlerinin belirlenmesi ve 1829’da çıkarılan yönetmelik ile memurların giyeceği kıyafetlerin belirlenmesi gibi yenilikler özetle 521 Akyıldız, a.g.m., s.132-139; Fevzi Demir, “XIX. Yüzyılda Osmanlı Bürokrasisinde Clientel (kayırmacı) İlişkiler, Osmanlı, C.VI., s.279-284; Stefanos Yerasimos, Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye, C.2, s.9, İstanbul 2007 522 Sözde ulema sınıfı, kimi eserlerde dini yönleri öne çıkmış gericiler olarak adlandırılmakta ise de, diğer bir görüş bunların çoğunun Avrupa’da eğitim almış ve çıkarlarını kaybetmemek için dini değerleri kullanan “çıkarcı gericiler” olduklarını belirtmektedir. Bkz.: Süleyman Hayri Bolay, “Osmanlı Modernleşmesi”, ankara.edu.tr, s.2: Dini değerler, bilimi ve bilimsel anlamda terakkiyi desteklediğinden, dikkatle incelenirse, Osmanlı’da ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında ortaya çıkan gericilik hareketlerinde gerçek din adamlarının değil, din adamı kılığına girmiş, çıkarlarını korumaya çalışan gericilerin rol oynadığı görülecektir. 523 Halil İnalcık, “Sened-i İttifak ve Gülhane Hatt-ı Hümayunu”, Belleten, C.28, s.112, Ekim 1964, s.606; Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, İstanbul 2000, s.50-54, 59-60 524 Lewis, a.g.e., s.79-80 525 Lewis, a.g.e.