Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî
Osmanlı Devleti’nde tahrirlerin ne sıklıkla yapıldığı konusunda muhtelif görüşler ileri sürülmüştür. Lütfü Paşa’nın Asâfnâmesi’nde ve Topkapı Sarayı Müzesi’nde mevcut bazı eserlerde memleketin tahririnin önemi üzerinde durulup bunun 30 senede bir
tekrarlanmasının gerekliliği ve yapıldığı ifade edilmektedir.382 Bununla birlikte, Mustafa Nuri Paşa ise heryüzyılda bir memleket tahririnin yasa gereği olduğunu ve II. Selim’den sonra tahrirlerin artık yapılmadığını
iddia etmektedir.383 Oysaki bugün artık bilinmektedir
ki, yalnız yeni fethedilen memleketlere mahsus olmayıp, III. Murad Devri’ne kadar her padişah döneminde
tekrar edilmek üzere birçok defalar tahrirler yapılmıştı.384 Hatta III. Ahmed Devri’ne kadar tahrirlerin yapılmasına devam edildiği, H.1140 (M.1728) Tarihli ReTahrir Defteri Örneği
van Eyaleti’ne ait mufassal ve icmâl defterler385 ile aynı tarihli Gence Eyaleti mufassal defterinden386 anlaşılmaktadır. Tespit edilebilen ilk umumî tahrirlerin Fatih Dönemi’nde yapıldığı
bundan sonrasında ve bilhassa Kanunî Devri’nde bu usulün daha geniş kapsamlı olarak tekrar edildiği bilinmektedir. Hatta kimi bölgelerde tahrirlerin ifade edilen sürelerden daha kısa
zaman aralıklarıyla da tekrar edildiği 387 görülmektedir.
Osmanlı’da tahrirler daha önce ifade edildiği üzere idarî, malî ve askerî teşkilatların
belli bir düzen içerisinde yürütülebilmesinin gereği olarak yapılmaktaydı. Yani, ülkenin insan
ve maddî kaynaklarını tespit ederek, bunların merkezîn ve taşranın ihtiyaç duyulan kısımlarında gereğince kullanılabilmesini hedeleyen “merkeziyetçi devletin vazgeçilmez bir gereği olarak tahrirlerin yapılması bir zorunluluktu.” 388 Geniş bir coğrafî alana yayılmış ve merkezî bir
otorite tarafından idare edilen devlet, devrin ulaşım imkânlarının ve teknik şartlarının sınırlı olduğu bir dönemde hem otoritesini temin edebilmek hem de vergi gelirlerini toplayarak yakın ve uzak bölgelerdeki idarî ve askerî hizmetleri devam ettirebilmek için orijinal bir
iktisadî çözüm olan timar sistemini tatbik etmek zorundaydı. Bu sistem ile tüm mükellelerden nakdî değil, aynî olarak toplanan vergilerle merkezî yönetimin masralarının karşılanmasının yanı sıra eyaletlerde teşkil edilen büyük bir askerî teşkilatın giderleri karşılanabil382 Barkan, Hüdavendigar, s.11; Nitekim, istikrarlı olarak tahrir yapılan bazı bölgelerde otuz yılda bir yapıldığını destekleyen örnekler bulunabilmektedir: Öz, “Tahrir Defterlerinin Osmanlı Tarihi Araştırmalarında Kullanılması Hakkında Bazı Düşünceler”, Vakılar Dergisi, S.22,
Ankara 1991, s.430
383 Netayicü’l-Vukuat, C.I/II, s.134
384 Barkan, “Hakana Mahsus İstatistik Defterleri”, s.188; III.Murad Devri’nde yapılan tahrir örneği için bkz: Münir Aktepe, “Szigetvar Livası
Kanunnâmesi”, Kanunî Armağanı, Ankara 2001, s.195; Orhan Kılıç, “III.Murad Devri İcmâl Defterine Göre Tebriz Eyaleti’nde Timar Düzeni”,
XII.TT Kongresi, C.III, s.2
385 Hüsamettin Mehmedov, “Osmanlı Dönemi Revan Eyaleti Tapu Tahrir Defterleri”, XII.TT Kongresi, C.III, s.684
386 Mehmedov, “Gence Eyaleti”, s.201
387 Örneğin, Harput Sancağı’nda 1518 Yılında tahrir yapılmış olmasına rağmen, Kanunî Devri’nde devletin umumî tahririni yaptırmak
politikasının bir sonucu olarak, henüz önceki tahririn üzerinden 5 yıl bile geçmeden 1523 yılında yeniden tahrir yapıldığı görülmektedir: Ünal,
Harput Sancağı, s.4-5
388 İnalcık, Devlet-i Aliyye, s.217-218
83