Balkan Seyahatnâmesi Jun. 2014 | Page 8

14-15 MAYIS-BOSNA HERSEK 13 Mayıs Salı akşamı Saraybosna’daki otelimize yerleştik. Sel yavaştan “geliyorum” demeye başlamış, yağmur şiddetlenmişti. Otele girince kendimizi Türkiye’de zannettik. Her yer Türk turistlerle doluydu. Türkçe konuşmalar, tanıdık sedalar, sağdan, soldan, her yerden kulaklarımıza geliyordu. Otelin akşam yemeği hizmeti olmadığı için büfesinden alışveriş yaptık. Tüm Balkanlar’da olduğu gibi burada da Türk gıda markaları revaçta görünüyordu. Henüz Boşnak Markı edinmediğimiz için ücreti Euro ile ödedik. Kasiyer hanımefendinin Türk bakkallarının yaptığı gibi, para üstü yerine sakız vermesi bizi hayli güldürmüştü. Ertesi gün erkenden Mostar yolunu tuttuk. MOSTAR Mostar’da hava Saraybosna’ya göre daha yumuşak ve kuruydu. Yine de soğuk sayılırdı. Etrafta o kadar Türk turist vardı ki, daha aracımızı park eder etmez yerde 5 kuruş Türk Lirası bile bulduk. Burada bana insanlar, mimarî ve bir Karadenizli olduğum için de iklim hiç yabancı gelmiyordu. Müstakil binaların bir çoğu kurşun izleriyle doluydu. Sırplarla olan savaşın izleri hala canlıydı ve birçok binanın tamir ettirilmeyip hasarlarıyla teşhir edilmesinin amacı bu hatırayı daha da canlı tutmaktı. Osmanlı camilerinin minareleri Mostar Köprüsüyle ışıl ışıl bir uyum içerisindeydi. Hemen yanı başındaki dağın tepesine ise Hıristiyanlar tarafından bir haç kondurulmuştu. Mostar Köprüsü, Neretva Nehri’nin en derin ve en dar olduğu yere kurulmuş tek gözlü bir Osmanlı köprüsü. 1566’da Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından inşa edilmiş, 1992’de Bosna’da iç savaş çıkınca Sırplar köprüye bir saldırı düzenlemişti. Ancak bu 427 yıllık tarihî köprü 1993’te Hırvat tank atışlarıyla yıkıldı. Daha sonra aslına uygun olarak TİKA (Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı), UNESCO ve Dünya Bankası’nın yardımlarıyla 7