Sessiz Sensiz
Gülay Süda
İçimin bir yerinde duruyor adın; ağzımdan duymayı unutmuş da
olsa kulaklarım adının sesli harflerini, duruyor şuramda tüm
sessizliğiyle.
Konuşmayı çok sevdiğimi, bitmek tükenmek bilmeyen sorularımla
başını ağrıttığımı hatırlar mısın bilmem? Hani bazen cevap
bulamayıp uzun uzun susardın, ben susmalarını da severdim; asıl
sustuğumuz zaman hiç konuşmadığımız kadar konuşurduk.
Gözlerimi kapatıp sustuklarımızı dinlerdim can havliyle; sanki
sonbahar rüzgârının güz yapraklarına söylettiği şarkıyı söylerdi
sustukların. Aşığın sazının tellerini titretmesi gibi titretirdi içimin
yapraklarını sessizliğin. Ben seni sessizliğin tercümanı olabildiğin için
sevmiştim, konuşmadan da anlatabildiğim, anlaşılabildiğim için
sevdim. İnsan kaç kere karşılaşırdı ki sessizliğinden dahi satırlar
dolusu anlamlar çıkaran biriyle? Sonra yollarımız ayrıldı. Rolü bitmiş
bir figüran gibi terk ettin hayat sahnemi.
“ Kapattım kendimi sevdama, düş görüyorum.” / Paul Eluard