Sorular Hayretler Cevaplar Susuşlar
Tuğçe Sarıtaş
Sabah kalktım, erkek
kardeşime kahvaltı
hazırladım ve onu işe
uğurladım. Sonra sobayı
yaktım. Sobanın
ortasından tavana
süzülen ateşin dansını
seyrettim. Küçükken de
ateşin çıkardığı hırıltılı
sesleri dinler, tavandaki
şovu izleyerek uykuya
dalardım.
İki şehir, iki kurgu, iki dünya arasında gelgit yapıyorum. Bazen
köprülerde duraksayıp şuracıkta salsam bu sersem bedeni semaya,
toprak kucaklasa ve yutsa diye çılgın fikirlerle bir sigara molası verip
rolüme devam ediyorum. Böylesine kaçar gibi bir gidiş bana yakışmaz
, gözü karalığın lüzumu yok. Susuyorum. Haklı. İçimdeki o ses hep
haklı. Beni satırlara sürüklerken de haklıydı, işini iyi biliyor kerata.
Bu sabah kardeşimi işe uğurladım demiştim. Evet , bu ilkti. Annemin
yokluğunda bu vazife - tabiri caizse - büyük abla olarak benimdi. Sahi
o kadar büyüdüm mü? Sorumu değiştiriyorum, kardeşim ne ara bu
kadar büyüdü? Sorular, hayretler, cevaplar, susuşlar. Cevapsız
sorularda susmak gerek idi değil mi? Kaçmak ya da?
Aile , anne ve baba.