Aralık aralık | Page 64

Sorular Hayretler Cevaplar Susuşlar Tuğçe Sarıtaş Sabah kalktım, erkek kardeşime kahvaltı hazırladım ve onu işe uğurladım. Sonra sobayı yaktım. Sobanın ortasından tavana süzülen ateşin dansını seyrettim. Küçükken de ateşin çıkardığı hırıltılı sesleri dinler, tavandaki şovu izleyerek uykuya dalardım. İki şehir, iki kurgu, iki dünya arasında gelgit yapıyorum. Bazen köprülerde duraksayıp şuracıkta salsam bu sersem bedeni semaya, toprak kucaklasa ve yutsa diye çılgın fikirlerle bir sigara molası verip rolüme devam ediyorum. Böylesine kaçar gibi bir gidiş bana yakışmaz , gözü karalığın lüzumu yok. Susuyorum. Haklı. İçimdeki o ses hep haklı. Beni satırlara sürüklerken de haklıydı, işini iyi biliyor kerata. Bu sabah kardeşimi işe uğurladım demiştim. Evet , bu ilkti. Annemin yokluğunda bu vazife - tabiri caizse - büyük abla olarak benimdi. Sahi o kadar büyüdüm mü? Sorumu değiştiriyorum, kardeşim ne ara bu kadar büyüdü? Sorular, hayretler, cevaplar, susuşlar. Cevapsız sorularda susmak gerek idi değil mi? Kaçmak ya da? Aile , anne ve baba.