Titrek Çizgilerden Yokuş Tepelerine
Elif Sönmezışık
Yağmur sonrası toprak kokularında gizli bir hevesin yolunu gözlüyor
insan güz günlerinde. Kâğıtları uçuşturan rüzgâra kızası geliyorsa da o
sessiz sedasız üfledikçe taze esintileri, öfkelerine boş veriyor sonra. Kısa
yokuşların yukarısında bir yerde kalmıştır çocukluk deyip bir nefeste
sonuna kadar koşmak istiyor. İstiyor da; küçük bir çizgiyi çizmeye hevesli
olduğu günleri, sonra daha büyük çizgilerin peşine düşüşünü, noktaları
çizgilerin peşi sıra seferber ettiğini hatırlıyor. Hatırlıyor da öyle vazgeçiyor
tırmanmaktan.
Epey zaman olmuştu adımı yazmanın heyecanını duymayalı. Bütün
harflerin eşit büyüklükte olmasını umursamıyordum ya da umursamaya
gerek kalmıyordu artık. Bir çırpıda yazıverdiğimi biliyordum. Oysa
yazabileceğime inansınlar diye zor kıpırdayan kalemle saatler sarf
etmiştim boş kâğıtların üzerine eğilmiş halde.
Kâğıtlar,titrek elimle kalemi sımsıkı tuttuğum günlerde yüzümü
aydınlatacak kadar büyüktü. Sonra ne olduysa kenarları kırışmayacak
kadar küçülmüşler ve kalabalığın peşine düşmüşlerdi.