Aralık aralık | Page 39

Ömer Tuğrul İnançer İle Söyleşi Hasna Para Fert elbette önemlidir ama toplumu dışlayarak fert olunamaz, olunmuyor. Böylelikle saadeti, mutluluğu yakaladığını zannedenler sonunda intihar ediyorlar. Hakiki bir iç dünyaya dönüş olmadığı için insanlar oyalanmak ve avunmakla vakit geçiriyorlar. Halbuki oyalanmak ve avunmak yetmiyor, sonunda uyuşmaya başlıyorlar. Başta içki olmak üzere. O da yetmiyor sapıklıklar başlıyor. O da yetmiyor, intihar oluyor. İntihar edenlerin çok azı bir hastalık neticesinde intihar ederler. Diğer intihar edenler hep bunalımdan intihar ediyorlar. Teslim olamamak, "ben" demek; bütün hastalıkların sebebi o. Günlük meşguliyet dediğimiz şey aslında oyalanmak ve avunmak. Büyük şehirler inşa ediyoruz. O kalabalıklar içinde yapayalnız yaşıyoruz. Bir yerden bir yere ulaşmak zaten hayatımızın önemli bir kısmını alıkoyuyor. Özellikle her evde aslında bir öğretmen gibi olması icap eden televizyonlar, birer hayat bombası gibi zaman öldürücü bomba olarak duruyor. İsrafın haram olduğu hakkında genel bir bilgimiz var. Ama vakit israfı ile ilgili hiçbir şeyin farkında değiliz. Maddi israfların büyük bir kısmı yerine konabilir ama israf olan zamanı kimse geri getiremez. O büyük israfı önleyebilmek için iç dünyaya dönmek lazım ama bu iç dünya kendi kendimize olacak bir şey değildir. Neyi hatırlamalıyız? Birinci suali hatırlamalıyız. "Nereden geldik, neredeyiz, nereye gidiyoruz? " Bir de "neden? " "Nasıl" değil, "neden". Çünkü nefis nasılı araştırır, gönül nedeni araştırır. Gönlümüz körelmiş. Çünkü gönlün gıdası sevgidir. Sevginin gıdası izhârdır. İzhâr, yani dışarıya belli etmek. Muhataba iletmek. Zahir kılmak. Sevgini söyleyeceksin, söylemekte bir fiildir. Yaşayan bir sevgi gönlü cilalar.