59
Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir.
Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini
düşünün... Şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir
parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir
köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve
kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde
uyguladıkları zulmü düşünün... Anlaşmazlıkları ne kadar sık,
birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!
Bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize
atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip
olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor.
Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın
içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde
yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir
yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir
ipucu yoktur.
Dünya... Şu ana kadar, yaşam barındırdığı bilinen tek gezegen. En
azından yakın gelecekte, türümüzün göçebileceği başka hiçbir
yer yok. Evet, ziyaret ediyoruz. Ama henüz yerleşemiyoruz.
Beğensek de beğenmesek de, Dünya şu an için yaşadığımız
yegâne yer.
Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir uğraşı olduğu
söyleniyor. Bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük
Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi
gösterebilecek bir şey yoktur. Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz
olan bu soluk mavi noktayı daha içten paylaşmamız ve koruyup
şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun
altını çiziyor.
Carl Sagan, Soluk Mavi Nokta (Pale Blue Dot), 1994