Peki bu saat hayatımızı düzenlerken biz ona ne kadar uyuyoruz ya da modern hayatta uymamız ne kadar mümkün ? Ödevimizin son teslim tarihi gelip çattığında ya da ertesi gün sınavımız varken hepimiz geç saatlere kadar uyanık kalmışızdır . Böyle bir durumda ertesi günü uykusuz ve kötü bir şekilde geçiririz . Ritmi bozmak bir günde bile büyük ölçüde bir etki yaratırken bunu uzun bir süre devam ettirdiğimizde diyabet , obezite , depresyon ve unutkanlık gibi birçok rahatsızlığa davetiye çıkarmış oluruz ve ne yazık ki bu ritme uyum sağlamak teknolojinin gelişimiyle giderek zorlaştı . Telefon , bilgisayar gibi cihazlardan mavi ışık yayılır ve melanopsin adı verilen bir pigment bu ışığa duyarlıdır . Gün ışığı , mavi ışık açısından çok zengindir ve melanopsini aktive eder . Böylece uykulu olma durumu azalır ve tetikte olmamız sağlanır . Gece saatlerinde bu cihazları kullandığımızda ekranlarından yayılan mavi ışık beynimize yanlış sinyal gönderir ve beyin daha gece olmadığını düşünür , bu da uykumuzu kaçırır aynı zamanda uyku kalitemizi düşürür .
Hayatımız bu cihazlarla bu kadar iç içeyken biyolojik ritmimizi koruyabilmemiz oldukça güç ama bunu yapmamız da bir o kadar önemlidir . Çünkü her bir hormonumuz , beynimizdeki kimyasallar , günün belli vakitlerinde bu ritme göre yükselir veya düşer . Dolayısıyla biyolojik ritmimizi korumak sağlığımızı korumak demektir .
Melanopsin pigmentinin bu işlevi gün ışığı olmadığında biyolojik saatimiz çalışmıyor gibi bir yanılsamaya neden olmasın . 1962 yılında Fransız bilim insanı Michel Siffre , kendini ışık ve saat olmadan aylarca mağaraya kapattığı bir deney tasarladı . Kendisini yaşam belirtilerini takip eden elektrotlara bağlayarak uyuma ve yemek yeme vakitlerini takip etmeye başladı .
Deney sona erdiğinde Siffre , vücudunun düzenli bir döngüyü takip ettiğini gördü ... 18 . yüzyılda yapılan başka bir çalışmada ise gün ışığında yapraklarını açıp , alacakaranlıkta kapatan Mimoza çiçeğinin bu döngüyü tamamen karanlık ortamda devam ettirip ettirmeyeceğine bakıldı . Bitki günlük rutinine devam etti , böylece bitkilerin de biyolojik saatlerinin olduğu anlaşıldı .
Özetleyecek olursak , yaşadığımız gezegen gibi bizim de 24 saatlik bir döngümüz var . Bu döngü tüm hayati faaliyetlerimizin düzeninden sorumlu ve biz de bu döngüyü korumakla sorumluyuz . Ritmi bozduğumuz takdirde sonuçlarına katlanacak olan sadece biziz çünkü gerçek hayattaki saatlerin aksine biyolojik saatimizin alarmını ne erteleyebiliriz ne de kapatabiliriz .
Sıla Durmuş
Aidiyet 43