taş ve
milenyum
çağına aynı
anda girişidir
Kazamatta beni kara siyah tanklar ezdi çünkü haberi vardı lejyonerlerinin!
Toprak kırıldı oysa postallarda eriyip kızıl ellerdeydi adı: ahıska memleketim
Doksan dörtte prefabrik kentte misafirdim yaktı beni
Fakat şu yoz denen şey diyar diyar peşimden gezdi
dolaşırken darıdünya içinde, kayboldum kozmosun mesamesinde
Müteakiben çok geçmeden eğin kalan milenyumda ölü doğdum
bu devridevran atmosferi linyit, yaşamağı soludum cıva gibi
BU DÜNYA CEHALETTEN DERYADIR BOĞAR SENI
obruklardan taşan fareler ve karstik lateritte yetişen böcek misali
Kâinat hüküm düşmüş gözyuvamın içine Ölüm bir an için düştü gözlerimin önüne
DAHA BU NE KI?
tekrar ediyor insan göklere bakarken; Tabutun boş bir koza
Bırak içinde dönüşsün sürfe lârvalar hakikate ,düşer şüphesiz birkaç kelam bedenine
Sen o vakit gayrısındır ‘ derim göç şimdiye var Bugüne kanat aç
Nihaî arkasında bengilik var ha serhat oldun ha hakikat
O çerçeve olsan da ‘ olsan da içinde ki zanaat dile ne hacet, yek mülktür sinede ki sait niyet