İçgüdüsel Gereksizlik Fanzini İçgüdüsel gereksizlik | Page 51

taş ve milenyum çağına aynı anda girişidir Kazamatta beni kara siyah tanklar ezdi çünkü haberi vardı lejyonerlerinin! Toprak kırıldı oysa postallarda eriyip kızıl ellerdeydi adı: ahıska memleketim Doksan dörtte prefabrik kentte misafirdim yaktı beni Fakat şu yoz denen şey diyar diyar peşimden gezdi dolaşırken darıdünya içinde, kayboldum kozmosun mesamesinde Müteakiben çok geçmeden eğin kalan milenyumda ölü doğdum bu devridevran atmosferi linyit, yaşamağı soludum cıva gibi BU DÜNYA CEHALETTEN DERYADIR BOĞAR SENI obruklardan taşan fareler ve karstik lateritte yetişen böcek misali Kâinat hüküm düşmüş gözyuvamın içine Ölüm bir an için düştü gözlerimin önüne DAHA BU NE KI? tekrar ediyor insan göklere bakarken; Tabutun boş bir koza Bırak içinde dönüşsün sürfe lârvalar hakikate ,düşer şüphesiz birkaç kelam bedenine Sen o vakit gayrısındır ‘ derim göç şimdiye var Bugüne kanat aç Nihaî arkasında bengilik var ha serhat oldun ha hakikat O çerçeve olsan da ‘ olsan da içinde ki zanaat dile ne hacet, yek mülktür sinede ki sait niyet