İpekyolu Medeniyetleri temmuz 2013 sayı 8 | Page 105

Ne var ki, geçmişinde hem batı, hem doğu dinlerini, İslâmiyeti, zaman içinde Hristiyanlığı belli bir hoşgörü ile barındırabilmiş böyle vâsıflı bölgelerde şu anda uygulanmakta olan Turizm politikalarına bizim farklı bir bakışımız ve itirazlarımız var. Bütün Akdeniz havzasında, bu arada ülkemizde de uygulanan bu politika gereğince ülkeler, turist gelsin de nasıl gelirse gelsin, kim gelirse gelsin demektedirler. Bu bizim görüşümüze göre yanlıştır.
Ucuzcu bir politikadır. Bir memlekete, lütfen tasavvur buyurun,( 50) milyon turistin gelip 50 milyon dolar bırakması mı uygundur, yoksa( 15) milyon turist gelip 50 milyon dolar bırakması mı? İspanya ve İtalya’ ya her yıl gelen turist sayısı artmakta, turizm geliri tuhaf biçimde azalmaktadır. Amerika her yıl yaklaşık 15 milyon turist ağırlar ve bu iki ülkenin sağladığı gelirin 4 katını kasasına koyar. Gelsin de kim gelirse gelsin prensibi artık yanlış kabul edilmektedir. Bizim gibi, değerleri sâdece turistik olmayan, olağanüstü bir tarihi varlığa sahip ülkeler artık o ülkeye özgü ve özgün politikalar uygulamak zorundadırlar. Şu anda gerçek bir lider konumuna gelen Türkiye, özel bir turizm politikası belirlemek durumundadır. Buraya gelecek olan kişi, gelmeden önce burayı okumalı, öğrenmeli ve hârikalar görmek için gelmelidir.
Dünyada Türkiye’ yi, Karaman’ ı gezebilmek bir imtiyaz olmalıdır. Ve bu imtiyazı az insan kullanabilmelidir. Bunlar da Hz. Yunus’ u, Binbir Kilise’ yi veya Derbe’ yi veya Hz. Mümine Hatun’ u görmeye gelen ve para vermeye hazır insanlar olmalıdır.
Sokaklarımızı, köylerimizi, kıyılarımızı dolduracak kalabalıklardan yakın gelecekte eski eser ve tarihi çevrelerimizi, doğal çevrelerimizi korumakta zorlanacağız. Dışarda, turistik hırsızlık ve haydutluğa karşı eski eserleri koruyacak teşkilatlar kurulmuştur. Buna rağmen bir koruma sağlanmamıştır. Çünki şurası bir gerçektir ki, dünyanın hiçbir yerinde devletler, vatanın değerlerini tek başına koruyacak kadar güçlü değildir. Bugün Mısır soyulmuştur, Tunus soyulmuştur, Fas soyulmuştur ve Türkiye soyulmuştur. Her sene kaçakçılar ve onlara çanak tutan yerli hempalar buradan, buralardan binlerce parçayı dışarıya kaçırıyorlar.
Duisburg’ daki, Hamburg’ daki, Oldenburg’ daki küçük evini süslemek isteyen küçük burjuva turistler, buradan mezar taşlarını söküp, arabasına atıp götürüyor.( Bunu, bahçesini süslemek için bazı yerli turistler de yapıyorlar.) Bunu önleyemiyoruz. Bu ve benzeri yağmaları sâdece devlet eliyle, kanun eliyle önlememiz maalesef mümkün değildir. Çünki dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir devlet, bir başına, tek başına tarihi varlığını koruyabilecek güçte değildir.
Özetle Karaman,
Türkiye’ nin çok özel bir bölgesidir. Ve şimdiye kadar size Karaman’ ın küçük bir bölümü anlatıldı. Gerçek Karaman, Karaman’ ın bugünkü mekânlarıyla sınırlandırılabilecek bir bölge, bir şehir değildir. Yolunuz Balkanlara düşerse, veya Kıbrıs’ a veya Yunanistan’ a, Gümülcine’ ye, İskeçe’ ye, Doğu Makedonya’ ya, Manastır’ a, Üsküp’ e, Gostivar’ a, Kalkandelen’ e, Prizren’ e, Kavala’ ya uğrayacak olursanız, Türkçe konuşan her kapının ardında bir Karamanlıyı ve Karaman’ ı bulursunuz. Oraları Türkleştirenler, İslâmlaştıranlar, oralara sadece kubbeler, minareler, çeşmeler değil aynı zamanda Hz. Yunus’ un ufkunda tebessüm eden serin ve güzel bir Türkçe götürdüler ve bunu oralarda kurumlaştırdılar. Karaman’ ı, tarihe bırakılan büyük mânevi bir iz olarak oralara bıraktılar.
105
İpek Yolu Medeniyetleri