AĞRI DAĞI EFSANELERİ
Allahuekber, Süphan ve Ağrı Dağı’nın adlarının Nuh Peygamber tarafından verildiği anlatılan
ve Claviye tarafından yazıya geçirilen efsane şöyle: “Nuh Peygamber, suların bütün dünyayı
kapladığı sırada suda yaşayanlardan başka her türlü hayvanlardan erkekli dişili birer çift alıp üç
oğlu ve üç gelini ile gemiye kapanıp, canlarını kurtardılar. Bir gün geminin demiri bir dağın
tepesine ilişip içindekileri yer oynamasından korkuya düşürürken, Nuh Peygember hayretle
‘’Allahuekber’’ dedi ve bu yerin adını belledi. Aradan günler geçtikten sonra yine bir sarsıntı
olmuştu. Peygember yine şaşırarak ‘’Süphanallah’’ dedi ve burayı da belledi. Sonunda sular
çekilip, azalınca, gemi bir dağın tepesine oturup, kızakladı ve kaldı. Hazreti Nuh ve oğulları
küreklere asıldılarsa da gemiyi yürütemediler. Bu arada Nuh Peygember ‘’Ne ağır dağ’’ dedi.
Sonradan bütün sular çekilince, gemiden indiler ve secdeye vardılar. Gemideki son erzak
kırıntıları ve kalıntılarını Sürmeli Çukuru’nda herkes çıkarıp, buğday, arpa, pirinç, nohut,
mercimek, üzüm, ceviz, fındık, fıstık, incir, dut kurusu, pekmez ve balı karıştırarak son yemeği
(aşure aşı) bir arada yediler. Nuh Peygember, sofrasını silkeleyip Sürmeli Çukuru’na
döktüğünde bu Iğdır Ovası çok bereketli olmuştur. Dağın adı da geçen zaman içinde Ağrı’ya
dönüşmüştür.”