Yıldız İşletme Kulübü RitmİK Gazetesi 2015 | Seite 28
ABORJİNLER
B
ir kitap okursunuz ve sizde birçok şeye merak uyandırır. Merak
ettirir, araştırma yaptırır, bilgilendirir. İşte böyle bir kitap okuma
fırsatı buldum: Marlo Morgan’dan Bir Çift Yürek.
Kitap, Avustralya’da yaşayan ilkel kabileyi, onların kendilerini tanımladıkları şekilde Gerçek İnsanlar’ı anlatıyor. Böyle bir kabilenin varlığından birçoğumuzun ilk kez haberi oluyor belki de, beni aydınlatan
ise söylediğim gibi Bir Çift Yürek oldu.
Aborjinler, Avustralya, Tasmanya ve çevresinde yaşayan yerel halktır.
Bu halkın deniz yoluyla Güney Asya’dan göç edip bu topraklara geldiği düşünülüyor. Ortaya koyulabilen tek şey, Aborjinlerin “Okyanusya” olarak adlandırılan bölgede bundan yaklaşık 40.000 ila 80.000
yıl önce ortaya çıktıklarıdır. Avrupalı sömürge güçleri, Avustralya yerlilerini farklı zamanlarda soykırım uygulamalarına tabi tutmuşlardır.
Ancak soykırımlarla ilgili bilgiler çoğunlukla hükümetin tuttuğu kayıtlardan edinildiği için sayılarının belirtilenden çok daha fazla olacağı
düşünülebilir.
Aborjin halkı, her sabah uyandıklarında sevgi ve şükranlarını sunmak
için ayin yaparlar. Bu ayinler müzik ve dans eşliğinde olur. Aborjinlerin hepsi şarkı söyleyebilir ve doğadan buldukları nesneler ile müzik
aletleri yapıp ibadetlerini yerine getirebilirler. Didgeridoo adı verilen
bir çeşit kaval, onların müziğinin en önemli unsurudur. Bir inanca
göre dünya yerin altından çıkan bir yılanın sürünmesiyle oluşmuştur ve ardından kurbağalar ve gökkuşağı, yılanın süründüğü yerleri
ağaçlar ve denizlerle doldurarak doğayı yaratmıştır. Bu insanların bir
diğer özelliği de zihinsel telepati yoluyla iletişim kurabilmeleridir. İlkel hayatlarını koruyabilen, asimile olmamış Aborjinler, sesin var oluş
nedeni olarak konuşmayı görmezler. Onlara göre konuşmak, yürek
ve akılla yapılır. Birbirleri ile konuşmadan aynı soruya ortak cevap
veren Aborjinlerin kendi aralarında telepatik bir görüşme yaptıkları düşünülmektedir. Gerçek İnsanlar’ın, yani Aborjinlerin, bazı totemleri vardır. Kanguru daima ileri gider, geriye adım atma olanağı
yoktur ve uzun kuyruğu bir ağaç gövdesi gibidir, vücudun ağırlığını
dengelemeye yarar. İnsanların kanguruyu totem olarak seçmelerinin
nedeni, kişilik yapılarında denge kurmayı öğrenmektir. Büyük, güçlü ama uçamayan bir kuş olan emu ise bir meyve yiyici olduğu için
toprağın ekilmesine yardımcı olur ve bu kuşun yumurtaları bereket
sembolüdür. Yunus, zihinsel iletişim kurabildikleri ilk yaratık olmuştur ve yaşamın özgürlük ve neşe kattığını simgeler. Örümceklerden alınan ders ise asla hırslı
olunmaması gerektiğidir. Aborjinler için rüya görmek son derece önemlidir. Uyanıkken de rüya bilincine varabildikleri, sadece solunum ve dikkati yoğunlaştırarak
rüyalar ülkesinin bilinç katmanına ulaşabildikleri söyleniyor. En önemli silahları
bumeranglarıdır. Ahşaptan yapılmıştır ve atınca geri dönmesiyle yerli halkların
en önemli icatları arasında gelmektedir. Örtünmeye çok fazla ihtiyaç duymazlar,
kıyafetlerini kanguru derilerinden yaparlar.
Günümüzde şehir hayatına uyum sağlamış Aborjinlerin yanı sıra bir kısmı hâlâ
ilkel yaşantılarına devam etmektedirler.
28
Özlem YAVAN