Yıldız İşletme Kulübü RitmİK Gazetesi 2015 | Page 26

Erasmus, Avrupa Birliği tarafından üniversite öğrencileri ve öğretim elemanları için oluşturulmuş bir değişim programıdır. Türkiye’de ise Ulusal Ajans tarafından koordine ve finanse edilmektedir. İsmini, değişik Avrupa ülkelerinde hem öğrenci, hem de akademisyen olarak bulunmuş olmasından dolayı Rönesans Hümanizminin önemli temsilcilerinden biri olan Hollandalı bilim adamı Erasmus’tan (1469–1536) almıştır. Erasmus programının amacı üniversiteler arasında ülkelerarası işbirliğini teşvik etmektir. Program, yüksek öğretim kurumlarının birbirleri ile ortak projeler üretip hayata geçirmeleri, kısa süreli öğrenci ve akademik personel değişimi yapabilmeleri için karşılıksız mali destek sağlamaktadır. Yıldız Teknik Üniversitesi de uzun yıllardan beri pek çok ülke ve üniversite ile bu değişim programında yerini almaktadır. Okulumuzda bu süreç Yıldız ve Davutpaşa kampüslerinde bulunan Avrupa Birliği Ofisi tarafından yürütülmektedir. FRANSA Erasmus değişim programıyla Fransa’dan okulumuza gelen Ümmühan, Fransa doğumlu bir Türk. Yani çift vatandaşlığı var. Ümmühan, iki ülkeyi de yakından tanıyor ve programa farklı bir pencereden bakıyor. Ümmühan, Türkiye’deki eğitim şartları ile Fransa’dakileri karşılaştırdığında okullardaki ezber yöntemi ile yapılan sınavların bizim açımızdan yararlı olmadığını, üniversiteye hazırlık aşamasında gidilen dershanelerin ise olmaması gerektiğini ve okullarda her öğrencinin bu eğitimi zaten alması gerektiğini belirtiyor. Fransa’da Türkiye için neler düşünüldüğünü sorduğumuzda: “Gençler Türkiye’yi turizm açısından beğeniyor.” diyerek bizi bilgilendiriyor. Türk Dili ve Edebiyatı okuduğu için Türkiye’ye gelmeyi tercih eden Ümmühan’ın programa katılmak isteyenlere önerisi, gidecekleri ülkeyi dönem başlamadan gidip görmeleri. Fakat altın kuralın tek kelime ile “plan” olduğunu söylüyor. Plan yapmanın önemini her defasında vurgulayan Ümmühan, “Ev seçiminden telefon kartına, hatta toplu taşıma araçlarında kullanılan akbile kadar araştırma yaptım. Geldiğimde ise yaptıklarıma sadece tik atmak kaldı.” diyor. Dil konusunda biraz zorlandığını fakat programa katılmak isteyenlere ise dil konusunun gözlerini korkutmaması gerektiğini rahatlıkla dile getiriyor. Son olarak şu sözleri 26 söylüyor Ümmühan: “Erasmus programına katılmak size birçok şey katabilir. Zorluklara rağmen farklı bir kültürde, farklı insanlarla bir arada olmak ve ayaklarının üstünde durmak paha biçilemez bir deneyim.” YUNANİSTAN Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi Nora da bölümünden dolayı komşu ülke Türkiye’yi seçen öğrenciler arasında. Türkiye ile Yunanistan arasındaki farkları sorduğumuzda Türkiye’de kuralların daha sıkı olduğunu ve Yunanistan’da kanunların daha gevşek tutulduğunu belirtiyor. Bazı kuralların ise değişiklik gösterdiğini söylüyor. Örneğin, Türkiye’de kapalı alanlarda kullanılması yasak olan sigaranın, kendi ülkesinde bütün mekânlarda kullanıldığını söylüyor. Şimdilerde iletişim sorunu yaşadığını belirten Nora, her şeye rağmen Türkçesinin daha iyi düzeye geleceğini düşünüyor. Erasmus programı ise ona şimdiden yeni insanlarla iletişim kurmak, komşu ülke Türkiye’yi yakından tanımak ve Türkçe’yi daha iyi konuşmak açısından büyük yarar sağlamış. GÜNEY KORE Düşüncelerini aldığımız bir diğer kişi de okulumuza Güney Kore’den gelen Dong. Dong, Türkleri çok sevdiğini ve cana yakın bulduğunu sohbetimiz boyunca hareketleri ve sözleriyle dile getiriyor. Türkiye’de farklı bulduğu şeylerden birisinin çay olduğunu ve kendi ülkesinde çay tüketilmeğini, çoğunlukla kahve tükedildiğini söylüyor. Türkiye’de trafik lambalarına kimsenin, hatta polislerin bile uymamasının ise gözlemleri arasında olduğunu belirtiyor. En çok beğendiği mekânın Dolmabahçe, yemeğin ise mantı olduğunu söylüyor. “Türkiye’de iletişim sorunu yaşadın mı?” diye sorduğumuzda cevabı oldukça ilginç oldu. Türkiye’ye ilk geldiğinde emniyette işi olduğu zaman emniyeti aradığını belirtiyor. İnsanlara, “Police Office nerede?” diye sorduğunda sağ-sol şeklinde tarif ettiklerini, bu yüzden kendince bir yöntem geliştirdiğini söylüyor. Sağ bileğine sağ, sol bileğine sol yazarak tariflere göre yolunu bulmaya başlamış. “Türkiye’yi birkaç kelimeyle nasıl tanımlarsın?” diye sorduğumuzda Dong hiç düşünmeden, “Kalabalık, nazik.” şeklinde bir tanım yapıyor.