Yagmur Yagarken
kerek. Dönüp ona bakmaya cesaret edemiyordum. Onun yakınında olmak bile konuşmayı unutmama sebep olmuştu.
“İyiyim,” diye mırıldanırken bir yandan da alt dudağımı
kemiriyordum. En sonunda hafifçe dönüp ona baktığımda tüm
vücudumdan bir titreme dalgası geçti.
“Bu akşamki maçıma gelmiş miydin?” diye sordu omzuyla omzumu dürterek. Kaslı vücudundan yayılan sıcaklığı
hissedince yanaklarım kızardı.
Maçın üçüncü çeyreğini hatırlamaya çalıştım birden. Drew,
topu o sırada etrafı karşı takımın defans oyuncularıyla sarılmış
durumda olan, takımın top tutucusu Jackson Reid’e atmıştı.
Jackson’la diğer takımdan üç oyuncu aynı anda topu yakalamaya çalışırken kalbim heyecandan deli gibi çarpmıştı. En sonunda topu Jackson yakalamıştı çünkü Drew tam Jackson’ın
eline gelecek şekilde atmıştı. Kesinlikle muhteşem bir atıştı
ama Drew için gayet normaldi bu.
“Harikaydın!” diye cevap verdim, atkuyruğu yaptığım saçımı gergin bir şekilde düzeltmeye çalışırken. Derken, hafif
bir rüzgâr esti ve gökyüzünden birkaç damla yağmur düştü.
Üşümemek için kollarımı ovdum ama bir işe yaramadı.
“Üşüdün mü?” diye sordu Drew, bana doğru biraz daha kayarak. Bana bakışı karnımda kelebeklerin uçuşmasına sebep
oluyordu. Okulda dışlanmış bir kız falan değildim ama Drew
gibi çocukların takıldığı elit, popüler k