65. BÖLÜM
Ter içinde kalmış bir halde, doğrularak oturdu. Etrafım algılamadan,
sinirleri beynine bilgiyi aktarmadan önce her şeyin yanlış olduğunu
biliyordu. Bir kez daha her şeyin elinden alındığını...
Tek başına bir odada yerde yatıyordu. Duvarlar, tavan, yer... her
şey beyazdı. Altındaki zemin süngerimsiydi, sert ve pürüzsüzdü ama
rahat sayılırdı. Duvarlara baktı; yalıtım yapılmıştı, üzerinde birbirle
rinden yaklaşık bir metre uzaklıkta, büyük düğmeli girintiler vardı.
Tavandaki dikdörtgenden parlak bir ışık yayılıyordu, uzanamayacağı
kadar yüksekti. İçerinin temiz bir kokusu vardı, amonyak ve sabun
gibi kokuyordu. Thomas başını eğip bakınca üzerindeki kıyafetlerin
büe renkli olmadığım gördü: tişört, pamuk pantolon ve çorap.
Üç metre derisinde kahverengi bir masa vardı. Odada beyaz
olmayan tek şeydi. Eskimiş, zarar görmüş ve çizik doluydu, ahşap
bir sandalye diğer taraftan masamn altına doğru itilmişti. Onun ar
kasında da duvarlar gibi yalıtılmış olan kapı vardı.
Thomas tuhaf bir dinginlik hissetti. İçgüdüleri ayağa kalkıp
yardım için bağırması gerektiğini söylüyordu. Kapıyı yumrukluyor
391