“Bir dakika,” dedi Newt. “Büyük bir labirentte, duvarlann her
gece kapandığı bir çiftlikte mi yaşadın? Sen ve elli kız? Izdırap Ve
ren adında yaratıklar var mıydı? En son sen mi geldin? Ve her şey
sen geldikten sonra mı çığırından çıktı? Geldiğinde komada miydin?
Elinde, senin sonuncu olduğuna dair bir not var mıydı?”
“Hey, hey, hey,” dedi Aris, Newt daha konuşmasını bitirmeden.
“Tüm bunları nereden biliyorsun? Nasıl...”
“Aynı deney,” dedi Minho, bu kez agresif değildi. “Ya da aynı...
artık her neyse. Onlarda herkes kızmış, bir erkek varmış, bizdeyse tam
tersi. İSYAN iki labirent inşa edip iki farklı deney yürütmüş olmalı!”
Thomas bu gerçeği çoktan kabul etmişti. Sonunda kendinde
konuşacak gücü buldu. Aris’e baktı. “Sana tetikleyici mi diyorlardı?”
Herkes kadar şaşırmış olan Aris başıyla onayladı.
“Ve sen...” diye başladı Thomas fakat tereddüt etti. Bundan her
bahsedişinde sanki deli olduğunu itiraf ediyormuş gibi hissediyordu.
“Sen o kızlardan biriyle zihninden konuşabiliyor muydun? Telepati
gibi?”
Aris’in gözleri büyüdü. Sanki karanlık bir sırn paylaşıyormuşçasına dikkatle Thomas’a baktı.
Beni duyabiliyor musun?
Thomas cümleyi o kadar net duymuştu ki başta Aris’in sesli
konuştuğunu sandı. Ama hayır, dudakları oynamamıştı.
Beni duyabiliyor musun? diye tekrarladı çocuk.
Thomas tereddütle yutkundu. Evet.
Onu öldürdüler, dedi Aris. En yakın arkadaşımı öldürdüler.
34