James Dashner
“Çok hoş,” dedi Atkuyruğu. “İki âşık gördüğümde ağlamamak için
kendimi zor tutuyorum.” Yanaklarından gözyaşlarını siler gibi yaptı.
Thomas, yanında Brenda’yla, arkalarından tutulan silahı bir sa
niye bile unutmadan merdivene doğru döndü. Basamakları inmeye
başladılar, ikisinin yan yana durabilecekleri kadar genişti. Kapının
önüne geldiklerinde Thomas kulp göremedi. Kaşlarını kaldırıp iki
adım arkalarında duran Sanşın’a baktı.
“Kapıyı çalmaksın ama özel bir şekilde,” dedi adam. “Önce yumru
ğunla üç kere yavaşça, sonra üç defa hızlı, ardından da parmaklarınla
iki kez vuracaksın.”
Thomas bu insanlardan nefret etmişti. Bu kadar sakin konuşma
larından ve çoğu alay olan kibar sözlerinden iğrenmişti. Bir bakıma
bu Delüer, bir önceki gün bıçakladığı burnu olmayan adamdan daha
kötülerdi; en azından o adamın amacını biliyorlardı.
“Yap şunu,” diye fısıldadı Brenda.
Thomas elini yumruk yapıp önce yavaş sonra hızlıca vurdu. Ar
dından parmaklarını iki kez tıkırdattı. Kapı anında açıldı ve müziğin
sesi açılan kapıdan püskürürcesine dışarı yayıldı.
Kendüerini karşılayan adam iri yanydı, kulaklarında ve yüzünde
pirsingler vardı ve her yeri dövmeliydi. Uzun saçları beyazdı ve omuz
hizasını geçmişti. Ama Thomas’ın bunlar üzerinde kafa yormaya vakti
kalmadan adam konuştu.
“Merhaba, Thomas. Biz de seni bekliyorduk.”
233