rına kadar siyahtı, kabarık uçları ise parlak turuncu. Kuafö-
Sosyal bilgiler öğretmenim Bay Boyun’du; konferans sa-
rünü mü kızdırmıştı yoksa kral kelebeğine mi dönüşüyordu
lonunda oturmam için bana kükreyen adam. Beni çok iyi
anlamamıştım. Ona Saç Kadın demeye karar verdim.
hatırlıyordu. “Gözüm üzerinde! Ön sıraya geç!”
Yüzümüze bakmadığı için Saç Kadın’ın yoklama alması
Ben de seni tekrar gördüğüme sevindim. Bu adamda kesin
yirmi dakika sürdü. Kafasını masasına eğmiş, yüzünü saç-
travma sonrası stres bozukluğu vardı. Vietnam, Irak ya da
larının arkasına saklamıştı. Dersin geri kalanı boyunca da
televizyondaki o savaşlardan birine gitmiş olmalıydı.
tahtaya yazı yazıp bayrağa bakarak, okumamız gereken
kitaplardan bahsetti. Ders için tutacağımız anı defterlerimize her gün bir şeyler yazmamızı istedi ama okumayacağına dair söz verdi. Ben de onun ne kadar tuhaf olduğunu
İLGİ ODAĞI
yazdım.
Sosyal bilgilerden sonra koridordaki dolabımı buldum. Ki-
Sosyal bilgiler dersinde de anı defteri tutuyorduk. Okul,
dersin bitiminde öğle yemeğine giden öğrencilere katıldım
lidi biraz takılıyordu ama açabildim. Sonra da dördüncü
defterler için iyi bir fiyat almıştı herhalde. Dokuz yıldır dokuzuncu defa Amerikan Tarihi dersi alıyorduk. Harita okuma becerileri tekrarı, bir hafta Amerikan yerlileri, Kolomb
Günü’nde Kristof Kolomb, Şükran Günü’ne yaklaşınca da
Pilgrimler*. Her yıl, günümüze gelene kadar bütün konuları
işleyeceğimizi söylüyorlardı ama hep Sanayi Devrimi’nde
kalıyorduk. Yedinci sınıfta Birinci Dünya Savaşı’na kadar
gelmiştik. Bütün dünyanın katıldığı bir savaşın yaşandığını
kim tahmin edebilirdi ki? Sosyal bilgiler öğretmenlerinin
programa uymaları için daha fazla bayram ve özel gün gerekiyordu.
* Plymouth Kolonisi’nin (aynı zamanda New England bölgesinin) ilk yerleşimcileri için kullanılan bir tabirdir.
22
ve koridorun sonundaki kafeteryaya sürüklendim.
Lisenin ilk gününde evden yemek getirmemem gerektiğini biliyordum. Okulda ka bul edilen yemek modasının ne
olacağını önceden bilmek mümkün değildi. Kese kâğıtları
basit bir banliyö simgesi mi olacaktı, yoksa hayati bir inek
aparatı mı? Yalıtımlı yemek poşetleri dünyamızı kurtarmanın havalı bir yolu muydu, yoksa her şeye karışan bir annemiz olduğunun göstergesi mi? Tek çözüm kafeteryadan
yemek almaktı. Hem bu sayede, arkadaş canlısı bir yüz ya
da gizli bir köşe bulmak için kafeteryaya göz gezdirecek
vakit bulmuş olurdum.
23