Adamın “İyi mi...” demesine kalmadan, Selma “Gelme lütfen!” dedi
bembeyaz bir suratla. Hemen ardından yeni bir bulantı dalgasıyla bir kez
daha eğildi klozete.
Selim genç kadının gelme demesine aldırmadan yanına gidip yüzüne
dökülen saçlarını topladı. Genç kadın bir parça rahatlayıp doğrulana
kadar sabırla bekledi yanı başında. Selma nihayet yüzünü gömdüğü
yerden kaldırınca endişeyle kaşları çatıldı Selim’in.
“Yüzün bembeyaz olmuş,” derken sesine dolan kaygıya mani
olamamıştı adam.
Selma yüzünü yıkarken Selim hâlâ endişeyle ona bakıyordu. Adamın
bakışlarındaki ilgi ve merakı fark eden Selma “Midemi bozdum sanırım,”
dedi. Sesinin yalan söylediğini ele vermemesini ummaktan başka bir şey
yapamıyordu.
Salona geçip koltuğa tekrar yerleştiklerinde Selma mümkün olduğunca
burnundan nefes almamaya ve bulantısını bastırmaya çalıştı; yine de iki
kere daha apar topar banyoya koşmasını engelleyemedi. Banyodan son
dönüşünde Selim hastaneye gitmeyi önerince panikle reddetti. Nihayet
Selim pizzayı bitirip kutusunu mutfağa bıraktığında Selma derin bir nefes
aldı. Filmi izlemeye başladıklarında Selim kolunu omzuna atıp, genç
kadının başını kendi omzuna yasladı. Ekranda oynayan filmi ne kadar
merak ediyor olursa olsun bir türlü odaklanamadı Selma. Aklı kırmızı
alarm vermiş içinde bulunduğu durumdan nasıl çıkacağını düşünüyordu.
Selim ise Selma’nın bir şeyler gizlediğinden adı gibi emindi. Birden bire
ortaya çıkan mide bulantılarını tek bir nedene bağlamasına rağmen
aklının daha temkinli olan tarafı kendi kendine gelin güvey olmamasını
söylüyordu. Yine de aklına düşenlerin ihtimali bile adamın içinde
binlerce kuşun kanat çırpmasına, yüreğinin saf bir sevinçle dolmasına
yetiyordu.
Aklına üşüşen şüphelerden Selma’nın sesiyle sıyrıldı genç adam. Bir an
kulakları duyduklarını idrak etmeyi reddetse de hemen ardından beyni
kelimeleri özümsemişti.
“Ayrılmak istiyorum,” demişti Selma.
Selim hiçbir tepki vermeden filmi izliyormuş gibi yapmaya devam etti.
Oysa baktığını görecek durumda değildi. Adamın tepkisizliğini fark
edince, cesaret edip başını kaldırdı ve adama baktı Selma. Selim’in
sessizliği daha çok korkmasına neden oluyordu; ama ok yaydan fırlamıştı
bir kere ve geri adım atmaya niyeti yoktu. İçinde bulunduğu durumdan
kurtulmanın başka bir yolunu bulamamıştı. Yüzünü tamamen adama
çevirip doğruldu genç kadın. Korkusunu ve üzüntüsünü maskeleyen bir
sesle yeniden konuştu:
“Selim ayrılmak istiyorum dedim duydun mu?”
Selim başını çevirip genç kadına baktığında, Selma hayretle kalakaldı
bir an. Adamın öfke göreceğinden emin olduğu bakışları, adını
koyamadığı bir duyguyla parlamıştı. Aynı anda hem rahatladığını hissetti