rinin Tommy’nin annesiyle babasının yatağında oynaştığını
düşündük ve onları korkutmak istedik. Şaka olsun diye.” Cookie
temiz bir peçete buldu ve onu Mimi’ye uzattı. Kadın bir an için
susup sümkürdü.
“Ama odada üç oğlan vardı. Uç futbolcu. Hana’yı yatağa
yatırmışlardı. Onunla seks yapıyorlardı.” Mimi peçeteye doğru
hıçkırdı.
“içlerinden biri Tommy miydi?” diye sordum.
“Hayır, o köşede başka biriyle öpüşüyordu.”
Adam o gün kesinlikle oradaydı ve şimdi ölmüştü.
Mimi bir an durup kendisini topladıktan sonra anlatmaya
devam etti. “Bunun Hana’mn rızasıyla olduğunu sanmı yorum.
Çok sarhoştu. Sonra oğlanlardan birinin üzerine kustu. Çocuk
Hana’nın
üzerinden
kalktı
ve
bağırmaya
başladı.
Hana’y ı
korkuttu. Hana aceleyle ayağa kalktı ve kapıya gitmeye çalıştı.
Olanlar o zaman oldu. Çocuğun onu itip itmediğinden emin
değilim. Görmek zordu. Ama Hana düşüp başını şifoniyere çarptı
ve kafası yarıldı. Tommy kanamayı durdurmaya çalıştı, ama
Hana birkaç saniye içinde öldü.”
Mimi’nin Kirsch’ün adını ağzına almamasını tuhaf bulu yordum. Adamdan korkuyor muydu?
Mimi
bize
yalvarırcasına
baktı.
“O
bir
kazaydı.
Açıklanabilirdi, ama oğlanlar çok korktular. Neredeyse yarım
saat boyunca volta attılar, küfrettiler ve ne yapacaklarına karar
vermeye çalıştılar. Tommy’nin babası mezarlıkta çalışıyordu ve
içlerinden biri bir plan yaptı. Oğlanlar Hana’yı havlulara
saracaklardı; bizi de o zaman buldular. Ben çok ağlıyordum.
Oğlanlar daha da paniğe kapıldılar.”
Yüzünde neredeyse Mimi’ninki kadar büyük bir çaresizlik
olan Cookie, “Sana zarar verdiler mi?” diye sordu.
“Hayır” dedi Mimi, “verdiler sayılmaz. Hanayı birkaç havluya
sardılar ve kanı temizlediler, herkes partiyi terk ettikten sonra
da onu Tommy’nin kamyonetine taşıdılar. Arkaya