Test Drive | Seite 260

tiği güne kadar. Ama bir şiir yarışmasında birinci olduğunu gördüğümde üzüntüm çabucak gölgede kaldı. Şiir Lori’nin bir fotoğrafıyla beraber yerel bir gazetede yayımlanmıştı. Lori kendisiyle hiç o günkü kadar gurur duymamıştı. Uyuştu rucuyu bırakıp bir sömestrliğine üniversiteye gitmişti, ama çabucak geride kalmıştı ve başarısızlığın ağırlığı yine kök salmıştı. Lori bildiği hayata, bir sonraki dozu için kendini sokaklarda pazarlamaya dönmüştü ve pis bir otel odasında aşırı dozdan ölmüştü. Lori tamamen gitmeden anılarını tarayabilmek için çarpıcı kısımları geçmek zorundaydım. Onun kafeye ilk geldiği anı buldum. Lori oturdu ve bir daha hiç kalkmadı, yıllarca kendi içinde kilitli kaldı. Yavaşça ilerledim, müşteri ardına müşteri gördüm; o kadar çoklardı ki hepsini inceleyemeyecektim, o yüzden Mimi’nin görüntüsünü öne ittim ve bir kadının ön ka pıdan paldır küldür içeri girdiğini, yüzünün korku dolu oldu ğunu, gözlerinin fal taşı gibi açıldığını ve bir şeyler aradığını gördüm. Kadın oturup bekledi, ama kafenin önüne birbiri ardına arabalar yanaştıkça sinirlerine hâkim olamadı, kasadan açıl mamış bir kalem aldı ve tuvalete koştu. Bir dakika kadar sonra tuvalete başka bir kadın girdi ve Mimi kapıdan fırladı, gecenin karanlığı etrafını sardı. Birden nefes alarak gözlerimi açtım ve havuzdan çıkıyormuş gibi göğsümü şaşkınlıkla tuttum. Ciğerlerimi kırpıştırarak doldurdum sandalyeme tekrar ve gözlerimi yerleştim. Başarmıştım. Lori’nin anılarını taramıştım. Gördüğüm her şeyi kavramam bir iki saniye sürdü. Beni sersemletmeye çalışan üzüntüyü bastırdım. Lori’nin hayatı kesinlikle kolay olmamıştı. Ama o kesinlikle daha güzel bir yere gitmişti; bu tabir kulağa ne kadar sahte gelse de. Ve ben onu bulmuştum. Mimi’yi bulmuştum. Dudaklarımdaki belli belirsiz tebessümle Cookie’ye bak -