Kızağın rayları Terör ve Erebus gemilerinin kendi kızaklarından çok daha sessizce,
cam gibi kayıyordu. Crozier hâlâ üĢümediğine çok ĢaĢırmıĢtı; çünkü iki saat ya da daha
uzun bir süre boyunca buz tabakalarının üzerinde oturduğu halde burnunun ucu dıĢında
hiçbir yeri üĢümemiĢti.
Gökyüzünde yoğun bulutlar vardı. Ufukta gün doğuĢuna dair hiçbir iz yoktu. Francis
Crozier, kadının kendisini nerede bulduğunu bilmiyordu. Kral William Adası'nda mı?
Adelaide Yarımadası'nın güneyinde mi? Back Nehri karĢısında mı? Buzun üstünde uzak
bir yerde mi?
Kıza, "Adamlarım," diye yineledi. Rüzgârın uğultusu, karın ve altlarındaki kalın
buzun iniltisi arasında duyulmak için sesini yükseltmeye çalıĢtı. "Adamlarımın yanına
gitmek zorundayım. Beni arıyorlardır. Bayan... Bayan... Bayan Sessizlik, lütfen. Tanrı aĢkına, lütfen beni Kurtarma Kampı'na geri götürün."
Sessizlik dönüp bakmadı bile. Arkasından sadece baĢlığını ve sönük yıldız ıĢığında
parlayan kutup ayısı atkısını görebiliyordu. YüzbaĢı, kızın bu karanlıkta nasıl önünü görüp
de yoluna devam ettiğine ve kızakla birlikte Crozier'ın yükünü rahatça taĢıyabildiğine
ĢaĢıyordu.
Karanlıkta, buz yığınlarının içine doğru sessizce kaydılar.