Crozier, gözlerini kısarak gökyüzüne baktı; görebildiği tek Ģey yıldızlardı. Eğer
bulutlar biraz çekilseydi. sekstantı ve haritaları da yanında olsaydı belki pozisyonunu tam
olarak belirleyebilirdi.
Eğer... eğer... belki.
Fark edebildiği tek yıldız kümesi, ağustos ortalarında kutup göklerinde görülen kıĢ
takımyıldızlarıydı. 17 Ağustos gecesi vurul-duğunu biliyordu. Çünkü Robert Golciing
kampa gelmeden önce, gemi seyir defterine günlük raporunu yazmıĢtı. Ve tüm bunların
tuzağa düĢürülmeden sadece birkaç gün önce olduğuna inanamı-yorclu.
ÇıldırmıĢ halde buzla kaplı ufka baktı. Alacakaranlığın ıĢığı belki ona güneĢin batıĢı
ya da güneyden doğuĢu hakkında bir ipucu verebilirdi. Ama sadece gece, uğuldayan
rüzgâr, bulutlar ve az da olsa yanıp sönen yıldızlar vardı.
Yüce Ġsa... GüneĢ nerede?
Crozier soğuğu hâlâ hissetmiyordu; ama çok körü bir halde titreyip sarsılıyor ve
kalan gücünü de elindeki kürkü düĢürmemek için harcıyordu.
Bayan Sessizlik ise çok garip bir Ģey yapıyordu.
LoĢ ıĢığa rağmen posttan ve kemikten çadırı kısa bir sürede sokmuĢtu. Crozier
çadırın dıĢı tarafının fok derisinden yapılmıĢ olduğunu görebiliyordu. Fok derisi önünün
üzerine çökmüĢ, yarım ay Ģeklindeki bıçağıyla onu ortasından kesiyordu.
Daha sonra fok derisinin iki yarısını polinia'ya doğru sürükledi. Eğri çubuğu deri
parçalarını suya düĢürmemek için kullanarak onları ıslatıyordu. Birkaç dakika önce çadırın
bulunduğu yere döndüğünde, çadırın içindeki depodan aldığı donmuĢ balıkları, hızla
buzlanan çadır örtüsünün üstüne, her parçaya bir dizi balık gelecek biçimde serdi.
Crozier'ın kadının ne yaptığına dair hiçbir fikri yoktu. Sanki geceyi kaplayan
yıldızların altında çılgın bir putperest ayini yönetiyor gibiydi. Ancak; kızın kendi çadırlarının
fok derisi örtüsünü kesmiĢ olması Crozier'ın fark ettiği bir sorundu. Kız, hayvan derilerini
gerip, dağınık haldeki eğri çubuklar, kaburga kemikleri ve diğer kemiklerle çadırı yeniden
inĢa etse bile, artık çadır soğuğu ve rüzgârı tutamayacak haldeydi.
Sessizlik onu görmezden gelerek çadırın örtüsünden yanya böldüğü parçaları iki
dizi balığın etrafında sıkıca sardı ve fok derisini çekerek daha gergin hale getirdi. Fok
balıklarını sardığı örtünün her iki ucundan birer balığın sarkması Crozier'ın komiğine
gitmiĢti. ġimdi de her balığın kafasının hafifçe bükmeye baĢlamıĢtı.
Ġki dakika içinde, iki metre uzunluğunda ve ucundan balık kafası sarkan rulo
biçimindeki fok derilerini kaldırıp buzun üstüne paralel olarak sermiĢti. ġimdi her biri
donmuĢ ve meĢe odunu gibi sertleĢmiĢti.
Küçük postu dizlerinin altına yerleĢtirdi. Her biri ikiĢer metre uzunluğundaki balık
rulolarını, eski çadırın iskeletinde olduğu gibi; tendon parçaları, geyik boynuzları ve fildiĢi
ile bağlamak için ince bir ip kullandı.